BELLEK TÜRLERİ ve BELLEK TÜRLERİNİN BEYİNDEKİ YERLERİ

BELLEK TÜRLERİ ve BELLEK TÜRLERİNİN BEYİNDEKİ YERLERİ

BELLEK TÜRLERİ ve BELLEK TÜRLERİNİN BEYİNDEKİ YERLERİ


 
  Belleğin içeriğe bağlı 6 farklı türü bulunur. Fakat bunlar birbirlerinden tamamen ayrı/ farklı değildir. Çoğu zaman birbirleriyle bağlantılı ve koordine çalışırlar. Belleğin içeriğe bağlı türleri: Belleği sözelleştirilebilen ve sözelleştirilemeyen olarak ikiye ayırabiliriz. Bu ayrım kavramamıza yardımcı olacaktır. Bazı yazarlar aynı ayrımı Açık ve Örtük bellek olarak da yapabilirler.

Açık Bellek ya da Sözelleştirilebilen Bellek, biri kişinin yaşadıklarının depolandığı ve hatırlandığı Öyküsel Bellek (Episodik bellek veya Otobiyografik bellek), biri de kişinin dünya hakkındaki genel bilgilerinin depolandığı ve hatırlandığı Anlamsal Bellek (Semantik bellek) olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Sözle ifade edilemeyen nondeclerative bellek ise: Koşullu refleks öğrenmesi; İşlemsel bellek (Procedural memory); ve Örtük bellek (Implicit memory) şeklinde üç ana bölüm altında sınıflanır. (Ögtem, Ö. 2013)
 

•İşlemsel Bellek


 
İşlemsel  belleğe “motor bellek” de denilir. Çünkü hareketsel bir öğrenme içerir; yürümek, bir alet kullanmak, ayakkabı veya fiyonk bağlamak, bisiklete binmeyi öğrenmek, paten kaymak hatta araba kullanmak bile işlemsel belleğin içine girer. İşlemsel belleğin özelliği, yavaş yavaş, tekrarlaya tekrarlaya, yapa yapa kazanılmasıdır (Schacter ve ark., 2000). Evrimsel açıdan daha önce gelişmiş olan yapılar bu belleğe aracılık ettiğinden ilk önce gelişen bellek türü işlemsel bellektir.


Tüm motor becerilerimiz ve kas duyusu bilgilerimiz serebellumda bulunur. İyice öğrenilen, otomatikleşen hareketler ise hem serebellumda hem de bazal gangliyonlarda yer alır. bu sebeple işlemsel belleğin beyindeki alt yapısını bazal gangliyonlar ve serebellum oluşturur.
Tepki işlemsel bellek hiç sözelleştirilemez mi? Bazı durumlarda sözelleştirmek mümkündür fakat sözel halde anlatmaktansa o işi yapıvermek daha kolaydır. Ancak bazı durumlarda hiç sözelleştirilemeyebilir. Örneğin; on parmak daktilo kullanan biri elinde daktilo yokken hangi tuşun nerede olduğunu anlatamaz. (Ögtem, Ö. 2013)
 
 

beyin


•Örtük Bellek


 
Örtük bellek, “önceki yaşantının, sonraki davranışımızı, bilinçli bir farkındalık olmadan etkilemesidir” diye tanımlanır (Curran&Schacter, 1997). Açık bellekte bilgiyi bilmek, hatırlamak söz konusudur. Örtük bellekte ise hatırlamaktan söz edilemez. ‘Hazır hale getirmek’ denen durum oluşur. Hazır hale getirme bir çeşit algısal kolaylaştırmadır.  Açık bellek bozuklukları olan bireyler, örtük bellek testlerinde normal bir performans gösterirler. Çünkü bu iki tip belleğin beyindeki altyapıları birbirinden oldukça farklıdır. Örtük belleğin kendisi ve hazır hale getirme süreçlerinden sorumlu yapılar, görsel yorum korteksleri ile temporal ve parietal çok modaliteli yorum korteksleridir. (Öget, Ö. 2013)


•Açık Bellek


 
Açık bellek, bilinçli olarak bilip hatırladığımız, bunun farkında olduğumuz bellektir. Bilginin içeriği, hatırlanış biçimi (hatta depolandığı yer) açısından Öyküsel bellek (Episodik bellek, Otobiyografik bellek) ve Anlamsal bellek (Semantik bellek) olarak ikiye ayrılır. Bilginin depoda kalış süresi açısından da en az Kısa Süreli bellek ve Uzun Süreli bellek diye bölümlere ayrılır. Ayrıca Uzak Bellek (Remote memory) ve Yakın Bellek (Recent memory) şeklinde iki grup olarak da düşünülebilir.

 
•Öyküsel Bellek

Geçmiş kişsel yaşantının, anıların bulunduğu yerdir. Anıların hatırlanması ve geri getirilmesi bir açık bellek türü olduğundan bilinçli olarak gerçekleşir. Öyküsel bellek özelliklerinden biri de anının kaydedildiği mekanın ve zamanın genellikle biliniyor olmasıdır. Örneğin, geçen yıl tam da bu aylarda en yakın arkadaşımla heybeliadaya kamp için gitmiştik, cumartesi günü olmasına rağmen ortalıkta kimsecikler yoktu.

Bu anıların bu denli detaylı hatırlanabilmesinin sebebi geçmiş kişisel yaşantıyı içerir, geri getirilmesi, hatırlanması bilinçlidir. Öyküsel belleğin bir özelliği, anının kaydedildiği mekanın ve zamanın genellikle bilinmesidir; “Geçen Ağustos ayında, bir Pazar günü, Büyükada’da…….” diye hatırlanabilir.

Bu öyküsel, kişisel anılarımızın, çeşitli sinir hücreleri arasında yaygın şebekeler (networks) oluşturarak kaydolduğu ileri sürülür (Fuster, 1997). Ne kadar anımız varsa o kadar da anı şebekemiz vardır; bu şebekeler birbiri ile ilişkili örüntüler oluştururlar. Öyküsel bellek şebekeleri arka beyin bölgelerinin korteksinde, asosyasyon kortekslerinde, yaygın şekilde yer alırlar (Solso ve ark. , 2007; Fuster, 1997 ).
 


•Anlamsal Bellek


 
Anlamsal belleğimizde kişisel anılarımızın yanı sıra genel dünya bilgimiz bulunur. Genellikle zaman ve mekan içermez. Örneğin, Türkiyenin başkentinin Ankara olduğunu bilebiliriz. Fakat bu bilgiyi tam olarak nerede ve nasıl öğrendiğimizi hatırlamamız  her zaman mümkün olmaz.
Öyküsel anılarımız için “hatırlama (remember)” kelimesi, semantik bilgilerimiz içinse “ bilme (know)” kelimesi kullanılır.

Önceleri anlamsal ve öyküsel belleğin  aynı yerde olduğu düşünülmüştü fakat tarihe adını yazdıran ilginç vakalardan sonra yerlerinin oldukça farklı olduğu anlaşıldı.
Bugün ise öyküsel belleğin arka tek ve çok modaliteli asosyasyon kortekslerinde kayıtlı bulunmasına karşılık, anlamsal belleğin, ön temporal bölgelerde kayıtlı olduğu bilinmektedir (Ögtem, Ö. 2013).
 
 


•Kısa Süreli Bellek-Uzun Süreli Bellek


 
Bellek izlerinin depoda kaldığı süre açısından yapılan sınıflama yapacak olursak; kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere ikiye ayırırız. Kalıcı bir depo olan uzun belleğe girecek olan bilgiler önce Duyusal Bellekten geçerler. Bu çok çok kısa süreli bir olaydır ve bilgiler saniyeler içinde kaybolup giderler. Fakat onları önemiyorsak kısa süreli belleğe geçiş yapabilirler. Kısa süreli bellekte dakikalar boyunca kalabilir. Bu bilgi iki şekilde değerlendirilir: ya tamamen kavranıp uzun süreli belleğe kaydolur. Yahut o bilgiyle yapılacak olan işlem tamamlandıktan sonra yok olur. Örneğin bir telefon numarasını aklımızda tutarız ve aramayı yaptıktan sonra numarayı unuturuz. Tıpkı bunun gibi.


Bilgiler, ona verdiğimiz öneme göre, aylar boyunca ya da uzun yıllar boyunca Uzun süreli bellek depomuzda kalabilir. Kısa süreli bellekte 5 ile 9 arasında bilgi tutulabilir. Fakat uzun süreli belleğin kapasitesi sonsuzdur. Anatomik olarak da Kısa süreli belleğe, hem prefrontal bölgeler aracılık eder, hem de  Kısa süreli bellek bozulması gösteren hastalardan edindiğimiz bilgilere göre, sol angülar girus lezyonlarında hasta Kısa süreli bellek bağlantıları kuramadığına göre, bilginin başlangıçtaki kaydında bu bölgenin rolü vardır.

Angülar girus ise hem sağ hem sol hemisferlerde, çeşitli duyu modalitelerinden gelen bilgiyi üst düzeyde işleyip yorumlayan mültimodal asosyasyon kortekslerinin bir parçasıdır.
Uzun Süreli bellekte ise bilginin anlamsal olarak, semantik olarak kodlandığını biliyoruz. Bu kodlamada  başta hipokampuslar olmak üzere limbik yapılar ve talamusun bir grup çekirdeği rol alıyor. (Ögtem, Ö. 2013)
 
 


•İşleyen Bellek (Çalışma Belleği)


 
İşleyen Bellek (Çalışma Belleği, Working Memory), Kısa süreli bellekten biraz daha farklı bir kavramdır. Baddaley’in önerdiği İşleyen bellek, hem kısa hem de uzun süreli belleklerin de özellliğini taşır. Bilişsel görevler yerine getirilirken bilgiyi geçici olarak tutan bölümdür. Bu süre boyunca eski ve yeni bilgiler aktif tutulur.
İşleyen belleği destekleyen beyin yapılarının dorsolateral prefrontal bölgeler olduğu, dinamik görüntülemeler ile ortaya konulmuştur. (Ögtem, Ö. 2013)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir