BEN KİMİM

BEN KİMİM

BEN KİMİM

Ben Kimim ?

Felsefe çağların bilimidir. Antik yunandan tanıdığımız, aslında tarihi belki de homo sapiens sapiensin (düşündüğünün üstüne düşünebilen insan) ilk zamanlarından beri olan bir bilimdir. Birçok bilimin ondan türediği bir gerçektir bu yüzden adı bilimlerin bilimidir. Felsefenin bilimlerin bilimi olmasının tek sebebi vardır: Düşünmek. Şimdi yüzyıllardan, belki de türümüzün ilk zamanlarından itibaren sorulan soru olan bir sorunun serüvenine çıkacağız.

Ben kimim?

Bizler bir primatız. Tıpkı şempanzeler, orangutanlar, makaklar gibi.. Bizler yaklaşık 6 ile 8 milyon yıl önce şempanzeler ile ortak atamızdan ayrıldık. Şempanzelere onların orangutanlara ya da gorillere olan yakınlıklarından yakın akrabayız. Yaklaşık 2-3 milyon önce homo cinsi adını verdiğimiz bir türün ilk dalını oluşturduk. 200 bin yıl önce arkeik homo sapienstik. Yani dış görünüşü homo sapiens olan ama bilişi nispeten “ataları gibi yetersiz” olan bir tür. 50 bin yıl önce ise bizim türümüz ortaya çıktı yani homo sapiens. O günden beri de hala yaşıyoruz ve dünyaya yayılıyoruz. İyi ama biz kimiz? Ben kimim? Ben olduğumu düşündüğüm kişiden nasıl bu kadar emin olabiliyorum?


Ne kadar psikolojiye “ruh bilimi” diyor olsak da aslında modern bilimde ve psikolojide ruhun yeri yoktur. Bizler ve bize ait her şey bir bilincin ve bilinçdışının (çoğunlukla da bilinçdışının) bir ürünüdür. Şu an bu yazıyı okurken kendinize bakın. Yazıyı nasıl okuyabiliyorsunuz? Hiç düşünmeden harfleri birbirinden ayrıt edebiliyor, kelimeleri bir bütün olarak okuyabiliyor ve çok hızlı bir şekilde anlamlarına erişebiliyorsunuz. Konuştuğunuzu hayal edin. Eğer ki ezberlenmiş bir metin okumuyorsanız nasıl oluyor da bir sonraki kelimenizi düşünmeden kurabiliyorsunuz. Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Bir sonraki kelimizi bile bilincinizin haberi olmadan kurabilen bir varlığı nasıl tanıdığınızı ve onun siz olduğunuzu iddia edebiliyorsunuz?

Bir adamın karısı, eşinin cinsel tercihlerinin değiştiğini fark eder. Adam normalde hiç olmadığı birine dönüşmüştü. Çocuk pornografisi izliyordu ve hatta bir kıza cinsel teklifte bile bunulmuştu. Doktora gittiklerinde beyninin “orbitofrontal korteks” adı verilen bir frontal yapısında tümör olduğu görüldü ve tümörden sonra adam eski haline döndü. Orbitofrontal “limbik sistem” adı verilen beynin duygusal bilgilerinin üretildiği yer ile yakından bağlantılı olan ve duygusal bilgileri düzenleyen bir beyin bölgesidir.
Medial temporal lob epilepsisi sonucu normalde olmadığı bir kişiye dönüşüp tanrıyı “duyduğunu, hissettiğini, gördüğünü” söyleyen psikoloji literatüründe birçok vaka vardır. Ve bu kişilerin birçoğu dinsel fikirlerini değiştirip daha dindar olmuşlardır. Psikolojinin ünlü vakası Phineas Gage. Bir madende çalıştığı sırada bir patlama sonucu madende bulunan direklerden birinin frontal bölgesinden girmesi sonucu yaralanmış ama şans eseri hayatta kalmıştı. Kazadan önce sevecen, ahlaklı, ailesine sadık ve iyi bir çalışan olan gage kazan sonra aksi, huysuz, aşırı sinirli ve vurdumduymaz biri olmuştu.

Bu durumda ben kimim? Bugün olduğum sandığım kişi aslında beynimizin içinde bulunan nöronların olduğu kişidir. Onlar değiştiğinde biz de değişiyoruz ve maalesef onların değiştiğini göremiyoruz ve bilemiyoruz. Kararlarımız, kızgınlıklarımız, mutluluklarımız onların eseri. Bizler ancak onların izin verdiği kadar kızabiliyor ya da mutlu olabiliyoruz. Onların izin verdiğini hatırlıyor ve unutuyoruz.
O zaman biz kimiz?

Ayrıca Göz At

KUM OYUNU TERAPİSİ

Mindfulness

DÖVMENİN PSİKOLOJİSİ

SAVUNMA MEKANİZMALARI

PSİKOLOJİK MANİPÜLASYON ‘GASHLİGHTİNG’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir