Beyin Yapılarının İşlevsel Ve Boyutsal Evrimi

Beyin Yapılarının İşlevsel Ve Boyutsal Evrimi

Beyin Yapılarının İşlevsel Ve Boyutsal Evrimi

Beyin Yapılarının İşlevsel Ve Boyutsal Evrimi. Az önce belirttiğimiz gibi neandertaller bizden daha büyük beyinlere sahipti ama onlar yerine bizler hayatta kaldık. Çünkü zekâ dediğimiz olgu beyin büyüklüğünden değil muhtemelen var olan bir sistemin yeniden örgütlenmesinden daha çok etkilenmiştir. İşlevsel yeniden örgütlenme bize insan zekâsının kapılarını açabilir.
İnsan beyni gittikçe büyüyen bir hal aldığı için diğer küçük beyinli canlılara göre bağlantısallık konusunda problemlerimiz olması gerekecektir. Bu diğer memeliler için de bir problemdir. Beynin büyümesi temelde yakın bölgelerin birbirlerinden uzaklaşmasını da gerektirir. Bir balonun şişmesi gibi. Kass(2005) bu probleme bir çözüm önerisi getirmiştir. Bir çözüm şudur: işlevsel bağlantıyı korumak adına nöronlara odaklanan işlem alanlarının sayısını arttırmak ya da işlevsel olarak birbirlerine ihtiyaç duyan bölgeleri birbirlerine yakın hale getirmek. İkinci öneri aslında evrimsel süreçte beyinlerin asimetrisini ve hemisferlerin belirli özellikler bağlamında baskınlık sahibi olmalarını açıklıyor gibi görünüyor. İşlevsel asimetri büyük beyinler için bir çözüm oluyor.
Peki, evrimsel süreçte işlevsel yeniden örgütlenme dediğimiz şey nedir? Bunun 3 maddesi vardır:

1- Beynin bir işlev ile ilgili bölgesi genel beyin boyutu veya diğer bölgelerin boyutuna göre büyüyebilir ya da küçülebilir
2- İşlevsel bir bölge kayabilir ya da konumunu değiştirebilir
3- İşlevsel alanlar yeni bilişsel yeteneklere göre gelişebilir (eksaptasyon)
Bu değişimler hem makroskopik boyutta hem de moleküler boyutta olabilir.
Şimdi şöyle bir göz atalım.

Koku Yumrular

Olfaktör sistem bizim koku duyumuzu sağlayan şeydir.

Gördüğünüz gibi olfaktör yumrular tam bu noktada bulunur ve olfaktör yollar aracılığı ile direkt olarak amigdaladaki birincil olfaktör kortekse gider (nolte 2002). İnsan evriminde hem iki ayaküstüne yükselmek olsun hem de görme sistemimizin beyin üzerindeki öneminden olsun koku duyumuz diğer memelilere göre azalmaya gitmiştir. Örneğin insanlar 104.3 milimetre küp olfaktör yumrulara sahipken (turetsky vd, 2000) kurtlar 6000 milimetre küp olfaktör yumrulara sahiptir. (jerison 1991) bu oran şempanzelerde 257 gorillerde 316’dır.  (Stephan vd, 1981). İnsan olfaktör yumrular toplam serebrum hacminin yüzde 0.011’lik kısmını kaplar. Bu oran gorillerde 0.085 şempanzelerde 0.082’dir (Stephan vd, 1981). Biz primatlar için görmek koku duyusundan daha önemlidir. Bazı maymun türlerinde beyinlerinin yarısı görsel sisteme adanmıştır. (üçüncü şempanze)

Limbik Yeniden Örgütlenme
Hipokampus

Bildiğiniz gibi hipokampus anıların ifade edilebilir anıların oluşturulmasında, sağlamlaştırılmasında rol oynar. Bugün baktığımızda evrimsel süreçte hipokampus boyutunun genel olarak korunduğunu görüyoruz. Korunma derken sabit kalma değil beyin boyutuna göre korunma. Harry jerison (1991)’un araştırmasında insanlar ve  76 memeli karşılaştırmasında hipokampüs boyutunun hemen hemen korunduğu görülmüştür. ama yakın zamanlı bazı nöroekolojik çalışmalar bunun zıttını da belirtmiştir. Bunlar hipokampüs boyutunun çevresel ihtiyaçlara göre şekillendiğini savunmaktadırlar. Örneğin beslenmeye ilişkin uzamsal talepler gibi. Baktığımızda bunlara ilişkin bazı kanıtlarımızın olduğunu görebiliyoruz.  Örneğin yiyecek depolayan kuşların depolamayanlara göre daha büyük bir hipokampüsü vardır. çok eşli kemirgenler tek eşli kemirgenlere kıyasla daha büyük bir hipokampuse sahiptir. (sherry 2006).
Maguire (2000) yılında yaptığı bir çalışmada londradaki taksi şoförlerinin sıradan sürücülere göre daha büyük posterior hipokampuse fakat daha küçük anterior hipokampuse sahip olduklarını göstermiştir.

amigdala

Bildiğiniz üzere duygusal sistemimizin merkezinde yer alır. Genel olarak nasıl bir beyin yapısı olduğunu bildiğiniz için temel prensiplerini geçip evrimsel süreçte belki de nasıl eksaptasyona uğradığından bahsedeceğim.
Bizim gibi sosyal canlılar için en önemli şeylerden birisi niyet analizidir. Birisinin size nasıl yaklaştığını, sizinle nasıl konuştuğunu ve yüz ifadesini anlamak bilmek doğada hayatta kalmak için oldukça önemlidir. Bu bakımdan amigdala oldukça önemli bir beyin yapısıdır. Adolphs ve meslektaşları (1994,1995) medial temporal lob yapılarında körelme kireçlenmeye neden olan nadir bir genetik rahatsızlığı olan S.M hastasını araştırdılar. S.M çift taraflı seçici amigdala hasarına uğramıştı. S.M insan yüzlerini tanımada ve yenilerini öğrenmede zorluk çekmiyordu mutlu ve kızgın yüzleri tanıyabiliyor ama “korku” dolu yüzleri tanıyamıyordu ve çizemiyordu. Sosyal ilişkilerinde savunmasızdı fazla iyi niyetliydi. Düşünsel düzeyde “korkunun” neyi ifade ettiğinin farkındaydı ama korkuyu normal bir insan gibi hissedemiyordu. Daha sonra yapılan bir çalışmada korkulu yüzleri tanımada önemli olan “gözleri okuma” konusunda S.M’nin yetersizliği olduğu anlaşılmıştır. (adolphs vd, 2005). Bunun sosyal bir canlı için önemi büyüktür. Biz biliyoruz ki yeni doğmuş çocuklar ebeveynlerinin daha çok gözlere odaklanırlar. Otistik bireyler ile yapılan çalışmalarda onların insan gözlerine ve yüzlerine yeteri kadar önem vermediği görülmektedir.

Siz Singulat Gyrus’sınız

Anterior singulat gyrus insan evrimsel sürecinin belki de en dikkat çekici beyin yapılarından birisidir. Duygu ve karar verme arasında aracı bir yapıdadır. Limbik sistemden aldığı duygusal bilgi ile frontal lobdaki bölgeler arasında bir bağlantı kurar. Özellikle orbitofrontal ile. Erkek makak maymunları ile yapılan çalışmalarda anterior singulattaki seçici lezyonların diğer erkek ve dişi makaklar ile olan sosyal ilişkiyi bozduğu görülmektedir. (rudabeck vd, 2006).
Anterior singulat gyrusta iğsi hücre denilen projeksiyon nöronunun yalnızca insan ve büyük kuyruksuz maymunlarda bulunduğu keşfedilmiştir. Esther nimchinsky (1999). Aynı zamanda iğsi hücre hacmi ile beyin hacmi arasında pozitif bir korelasyon da bulunmuştur. Bu da büyüyen beyindeki bağlantısallık sorununun evrimsel süreçte bir çözümü olarak iğsi hücreleri var ettiği düşüncesini getirebilir. Anterior singulat korteksteki iğsi hücreler artık sadece kuyruksuz maymunlarda değil fillerde birkaç deniz memelisinde ve az miktarda da olsa makak mayunlarında da bulunuyor. bu da oldukça empatik ve zeki olduğunu bildiğimiz canlılarda bulunduğunu göz önüne aldığımızda, memeli bilişsel evriminde iğsi hücrelerin önemli bir rol oynadığını gösteriyor.iğsi hücrelerin sadece anterior singulatta değil fronta-insular ve dorsalateralde de bulunduğuna dair bilimsel veriler var. fakat verilerin daha geniş çapta tekrar edilmesi önemli. çünkü araştırmalar yeni yeni oluşturuluyor


Anterior singulat sadece karar vermede rol almaz. Aynı zamanda beynin hata merkezidir. Hata sinyalleri burada oluşur. Odaklı problem çözmede, değişken durumlara uyumsal tepki vermede ve duygu kontrolünde önemli bir rolü vardır. Bunların hepsi sosyal bir canlının vazgeçilmez özellikleridir. Bunlar dışında açlık, susuma, nefessiz kalma gibi otonom işlevlerde de rolü vardır. (liotti vd, 2001) Yani anterior singulatın evrimsel süreçte ilk başta otonom işlevlerden daha sonra karmaşık işlevlere doğru evrimleştiğinden söz edebiliriz. Bu da yine eksaptasyon olayına vurgu yapar. Aynı zamanda zihin kuramında da önemli bir yeri olduğu düşünülmektedir.
Görüldüğü gibi duygusal ve karar verme bağlamındaki bu evrimsel yeniden örgütlenmeler insan evriminde etkin bir rol oynamıştır. Çünkü gittikçe büyüyen popülasyonlarda ve geniş habitatlarda hayatta kalmak, besin bulmak ve genetiğini devam ettirmek adına eş bulmak için bu özellikler vazgeçilmezdir ve evrilmeye mahkûmdur.
 


Frontal Lob

Literatürde hemen hemen herkes frontal lobun insan evriminde çok büyük bir rolü olduğunu kabul etmiş durumdadır. Frontal lobda bir şeyler değişmiştir. Frontal lob özellikle insan kişiliği, empati, karar verme ve muhakeme, bireysel farkındalık gibi çok geniş çapta ve önemli görevlere ev sahipliği yaptığı için araştırmalarda oldukça popülerdir. Özellikle de prefrontal korteks. Ama literatürde frontal bir büyümenin olup olmadığı konusu hala tartışılmaktadır. Frontalimizin motor bölgeleri diğer primatların benzer motor bölgeleri ile uyum göstermektedir (picard ve strick). Bu yüzden genellikle araştırmacılar primatlar ile bizim aramızdaki farkında frontalde değil prefrontalde olduğu konusu üzerinde durmaktadır. Orantısal frontal bir büyümeye ilişkin kanıtlar olsa da bunun aksini savunanlar da az değildir. O yüzden burada vereceğim bilgiler çoğunlukla eksik ve yanıltıcı olacağından frontal gizemi bir kenara bırakmak gerekir. Ama şunu belirmek gerekebilir. Allen ve meslektaşları (2002, 2004) yaptıkları çalışmalarda frontal ve parietal lob hacimleri arasında negatif bir korelasyon bulmuşlardır. Geri kalan literatür bilgisi için bknz : beynin yaşamları – john allen.

Oksipital lop

Demin bahsettiğimiz gibi bizler görsel bilgiye çok önem veren bir türüz. Özellikle bol renkten oluşan ve dar görüş alanının bulunduğu jungle’lardan açık savana hayatına oradan da dünyanın birçok yerine ulaşan türümüz için görmek ve görsel bilgiyi analiz etmek oldukça önemlidir. Ama bu oksibital lobta bir büyümeye neden olacak değildir. Aksine oksibital lobtaki birincil görsel korteksimiz küçülmeye giderek yeniden örgütlenmiştir. Bu da muhtemelen alet yapımı ya da artmış sosyal gelişmişliğimiz çerçevesinde diğer beyin bölgelerine yer açmak için olabilir. (elliot simith 1927) Birincil görsel korteksimiz diğer primatlara göre yalnızca farklı bir konumda değildir ayrıca daha da küçüktür. Ne kadar küçük olduğu hala tartışma konusudur.

Serebral Korteks Hacmi ve Büküm

Bahsettiğimiz beyin bölgelerinin yanında önemli bir konu da serebral korteksin boyutu ve karmaşıklığıdır. Evrimsel süreçte serebral korteks ve boyutu süreklilik gösteren bir artış içindedir. Erken dönem etçil ve primatların korteksi daha sonra evrimleşenlere göre daha az gelişim göstermiştir. organizma ne kadar yakın zamanlı bir evrim geçirmişse serebral hacmi de o kadar büyüktür tabii ki büyümenin de sınırlılıkları vardır. kafatası boyutu. Ne kadar ki kafatası boyutu evrimsel süreçte değişiklik gösterse de beyin bu sınırlılık içerisinde her zaman büyümemiş gittikçe daha kıvrımlı bir hal de almıştır (21. Yüzyılda beyin).

Beyin Yapılarının İşlevsel Ve Boyutsal Evrimi

AYRICA GÖZ AT

Alan Baddeley’in Çok Bileşenli Çalışma Belleği Modeli

AİLE İÇİ ŞİDDET

İnsan Beyninin Gizemi

KUM OYUNU TERAPİSİ

Mindfulness

Savunma Mekanizmaların Tanımı

DÖVMENİN PSİKOLOJİSİ

SAVUNMA MEKANİZMALARI

PSİKOLOJİK MANİPÜLASYON ‘GASHLİGHTİNG’

YEMELİK TOPRAK

BELLEK TÜRLERİ ve BELLEK TÜRLERİNİN BEYİNDEKİ YERLERİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir