DOKTOR OLMAYAN KOLUM AĞRIYOR

İnsan beyni oldukça karmaşık ve gizemli bir organdır. İnsan vücudunun yaklaşık %2’ini oluşturduğu halde vücut enerjisinin yaklaşık %20’sini kullanır. Evet, oldukça masraflı bir oran. Fakat bu organ sayesinde düşünüyor, hareket ediyor, gülüyor, eğleniyor ve aklımıza gelebilecek her türlü somut, soyut eylemi yapabiliyoruz. Fakat dünyadaki her canlı gibi biz ve bizim beynimiz de kusursuzluk örneği değil. Özellikle de beynimizde oluşabilecek herhangi bir hata birçok problemi de beraberinde getiriyor. Fantom uzuv sendromu da onlardan biri. Fantom uzuv sendromu özetle ampute edilmiş(cerrahi müdahale ile alınmış) ya da doğuştan olmayan bir organın sanki orada varmış gibi canlı bir şekilde hissedilmesi durumudur. Burada akla ilk gelebilecek olan şey, kesilen bölgenin üstündeki duyu nöronlarının gelişi güzel aktivasyonu sonucu oluşabilecek olmasıdır. Fakat durum böyle değildir. Öncelikle kolumuzu nasıl hareket ettiririz ona bakalım.


Beynimizde motor eylemler için birkaç tane önemli bölge vardır. Gözlerinizi kapatıp başparmaklarınız dışındaki parmaklarınız kapatın ve 2 elinizin başparmağını tam ortada birleştirmeye çalışın. Ne kadar kolay değil mi? Buna vücut imgesi deniyor. Özetle vücudun kendi konumunu bilmesi demek. Bunun için beyniniz kaslarınız ve kemikleriniz gibi birçok kaynaktan bilgi alıyor.
Frontal lobta bulunan motor korteks, bir davranışın nasıl yapılacağının planlanmasından sorumludur. Hareket eylemi buradan başlar. Motor korteks belirli bölümlere ayrılmıştır.
Primer motor korteks yani birincil motor alan, istemli hareketleri üretmek için gereken nöronal uyarımdan ve kaslara komutların gönderilmesinden sorumludur. Burada vücudun “baş aşağı” diyebileceğimiz bir imgesi bulunur. Yani gyrusun dış tarafı ayak, bacak, cinsel organlar ile ilişkiliyken iç tarafı eller kafa dil şeklinde ilerler. Buradaki imgeye ilişkin bilgiler kas odaklıdır.
Premotor korteks, farklı kasların koordineli çalışmasını sağlar ve motor becerileri depolar.
Suplementer motor alan, daha komplike ve karmaşık eylemlerden sorumludur. Bir şeyleri tutup almak gibi, yemek yemek gibi karmaşık ve eylemler dizisinden oluşan eylemler bunlara örnektir. Aynı zamanda vücudun iki yarısının koordineli eylemlerinden de sorumludur.
Primer somotosensöri korteks, pariteal lobda bulunan, deriden gelen bilginin alındığı birincil duyusal kortekstir. Birisinin size dokunduğunu ya da sizin bir şeye dokunduğunuzu hissettiğini bölgedir. Burada da primer motor korteksteki gibi vücudunuzun baş aşağı bir imgesi bulunur. Bu bölgeye ilişkin bilgiler deri sinyali odaklıdır.


Motor kortekste oluşan bir eylem planından sonra eylem için gerekli nöronal uyarım kaslara, beyinciğe ve parietal loblara gönderilir. Böylece yapılması gereken hareket için bu alanlara bilgi verilir. Kaslara gönderilen eylemlerden sonra bir de geri dönüş sinyalleri alınarak eylemin doğru ve düzgün bir şekilde yapılıp yapılmadığının tespiti yapılır. Bu geri dönüş sinyalleri kaslardan ve kemiklerden alınır. Böylece yapılan eylemdeki bir hata, geri bildirimden sonra düzeltilebilir. İşte istemli motor bir eylemin döngüsü özetle bu şekildedir.
Mirabelle adlı hastanın doğuştan beri kolları yoktu. Omuzlarının altında küçük bir güdük vardı sadece. Ama olmayan elleri ile jestler yapabiliyor, onları hareket ettirebiliyordu. Hatta kollarının olması gerektiğinden küçük olduğunu söylüyordu kendisine takılan protez kollar içerisinde kendi kollarının daha küçük kaldığını hissediyordu!
John McGrath, amatör bir atlet ve yıllar önce sol kolunun dirseğinden aşağısını kaybetmişti. Fakat hayalet kolu bir restoranda garsondan hesap istemek için elini yukarı kaldırıyor, telefon ahizesini kaldırmaya yelteniyordu. Doktor Ramachandran hastası Jhon’un hayalet elinin bir fincanı tam tutarken, fincanı çektiğinde hastanın GERÇEKTEN canının acıdığını bildirmiştir!
Her hastanın hayalet uzvu böyle değildi hareket etmeyenler de vardı.
İrene, hayalet kolunun bir kalıp gibi hareketsiz durduğunu ve ne yaparsa yapsın hareket ettiremediğini söylüyordu. Kapılardan geçerken dikkat ediyordu çünkü hayalet kolu kapıya çarparsa canı çok yanıyordu!

Robert Townsend’ın ise hayalet eli yumruğunu deli gibi sıkıyordu. Sanki tırnakları avucunun içine deliyordu ve bu Robert’a dayanılmaz bir acı veriyordu.
Bu hastalara baktığımızda bir problem vardı. Hastaların beyinleri olmayan kollara hareket etmeleri için sinyal yolluyordu çünkü motor korteksin kolun yokluğundan haberi yoktu. Hareket sinyali kaslara gidiyordu fakat ortada bir kas yoktu. Bu yüzden kaslardan gelebilecek bir geri dönüş sinyali de yoktu. O zaman neden beynimiz hala bir kolumuz varmış gibi davranıyordu? Çünkü kaslara giden sinyaller gibi hareket sinyali parietal lobta bulunan vücut imgemizi içeren kısımlara da gidiyordu. Böylece olmayan kollarımız hala var gibi hissediyorduk çünkü vücut imgemize ilişkin bölgeler aktive ediliyordu. Böylece aslında olmayan kolumuzun canlı ve hareketli bir imgesini oluşturuyor olacaktır. Bu da onu hissetmemizi sağlar. Kaslardan ve gözlerden gelen geri bildirim ipuçlarının bu nöronal aktiviteyi yeteri kadar ketleyemediği görülmektedir. Çünkü onlardan gelen olumsuz geri bildirim ya da hiç gelmeyen geri bildirim bu eylem planını bozmamaktadır. Ampüte bir hasta uzun yıllar boyunca hayalet uzvunu hissedebilir.


Peki, hikâyeler arasındaki bu hareketlilik ve hareketsizlik farkı neyden kaynaklanıyordu? Ramachandran’ın bildirdiğine göre bu durumdaki hastaların çoğunda uzuvlarında bir patoloji vardı. ampüte öncesi hastanın uzvu uzun bir süre bir alçı içinde hareketsiz kalmıştı ve son çare olarak kesilmişti. Hastaların uzuvları kesilmeden önce kaldıkları uzun hareketsizlik dönemlerindeki gibi hareketsiz hayalet uzuvlara dönüşmüştü. Yani beyin bölgeleri bu uzuvların hareketsizliğini “öğrenmişti”.
Bir gün Ramachandran Robert adlı hastasında bir şey denedi. Kartondan yapılmış basit bir düzenek. Kollar için ayrılmış 2 delik vardı ve 2 kolun tam ortasından geçen bir ayna vardı. Böylelikle örneğin sol kolunuzun olduğu taraftan baktığınızda sağ kolunuzu gördüğünüzü sanıyordunuz, oysa o sadece sol kolunuzun aynadan yansımasıydı. Böyle bir düzenekte Ramachandran Robert’a 2 elini de bu deliklerden içeri sokmasını ve gerçek elini hayalet eli gibi yumruk yapmasını istedi. Daha sonrasında 2 elini de aynı anca açmaya çalışmasını istedi. Birkaç denemeden sonra Robert’ın ona acı veren hayalet elinin yumruğu açıldı! Yıllar sonra Robert acılarından kurtulmuştu.
Burada gördüğümüz gibi beyne hayalet elin “sahte” görsel bilgisini verdiğimizde beyin buna aldanıyordu. Böylelikle hayalet uzvu sayesinde acılar çeken Robert’ın hayalet yumruğu bir ayna sayesinde açıldı. Ramachandran bu düzenek ile hayalet uzvu olan hastalarının hayalet uzuvlarının yok olduğunu bile bildirmiştir.

Ramachandran Tom adlı hayalet kolu olan bir hastası ile yaptığı deney çok dikkat çekici ve ilginçtir. Ramachandran Tom’un gözlerini kapattı ve bir kulak pamuğu yardımı ile vücudunun çeşitli yerlerine dokunmaya başladı ve Tom’dan neresine dokunduğunu söylemesini istedi. Şaşırtıcı olan Ramachandran Tom’un yüzündeki belirli bölgelere dokunduğunda Tom’un hayalet uzvuna dokunlduğunu hissetmediydi! Tom hayalet kolunda hisler duyuyordu ve örneğin başparmağı orta parmağı yüzünün sadece belirli noktalarına dokunulduğunda hissediliyordu!


Bunun anlamı nedir? Az önce bahsettiğim gibi primer somotosensöriyel korktekse bedenimizin baş aşağı bir imgesi vardır. Ve bu imgeye ilişkin bilgiler deriden gelen sinyaller ile alınır. Burada yüz bölgesi ile ellerimizin olduğu bölgeler yan yanadır. Tom’un ampüte kolunun olduğu vücut imgesi bölgesi duyusal bilgiden yoksun olduğu için oradaki nöronlar doğal olarak kullanılmıyordu. Bu durumda yüze ilişkin bölgeye ait nöronlar birnevi onları kendileri için çalışmaya yönlendirecek şekilde yutuyordu. Buna nöronal yeniden örgütlenme, nöronal plastisite ya da yeniden haritalanma diyebiliriz. Böylece ampüte kolun olduğu yerdeki nöronlar yüz imgesi için çalışıyordu ama aynı zamanda ampüte kol için de bilgileri saklamaya devam ediyordu. Böylelikle Tom’un yüzüne dokunduğunuzda hem yüzünü hem de ampüte kolunu hissediyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir