Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek

gunese_bakmak_olumle_yuzlesmek

Psikanalizin gelişmesine öncülük eden, varoluşçu psikoterapinin en önemli temsilcilerinden Prof. Irvin D.Yalom tarafından yazılmış, ölüm anksiyetesini kendi ve danışanlarının deneyimleri üzerinden anlatan “Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek” adlı eseri psikolojik terimlere boğulmamış aksine deneyimlerle bezenmiş, anlaşılır ve sıkmayan bir dille yazılmış bir kitap. Yazarın uyguladığı yöntemleri, ölüm korkusunu ve bunu yaşayan insanların psikolojilerini kendine özgü içeriklerle yazdığı ölüm üzerine yazılmış en iyi eserlerden biri. Bir başucu kitabı diyebiliriz.

Yalom’un kitabı aslında hepimizin yüzleşmesi gereken ölüm kavramını anlamamızı, ölüm korkusunu yaşamış olan kişilerin deneyimlerini referans alarak açıklamaya ve bu kişilerin korkularının kaynaklarına inerek hayatlarında olumlu etkiler yaratan süreçleri içeriyor. Kendi ve hastalarının yaşadıkları ölüm korkusunun bizleri etkileme yollarını anlatırken özellikle Epiküros’un ölümle ilgili fikirlerini benimsediğini görüyoruz.

Hayatımızın her anında içimizde yaşadığımız ölüm anksiyetesi kavramı aslında hakkında konuşmayı sevmediğimiz ama her canlının yaşamak zorunda olduğu bir gerçek. Yalom hastalarıyla yaptığı seanslarla bizim de duygularımızı anlamamızı sağlıyor. Aynı zamanda ölüm korkusuyla başa çıkma yolları bulmamız gerektiğinden bahsederek varoluşsal terapi denetimleri ve süreçlerini ele alıyor. Yazar, okuyucuyu ölümle yüzleşmek olgusuyla baş başa bırakırken aynı zamanda okuyucunun ölüm korkusunu yaşamamak için hayatında değişiklikler yapması gerektiği yönünde düşünmeye başlamasını sağlıyor. Ölümle yüzleşmenin her şeyin sonu değil aksine hayata anlam kazandıran bir bilinçlenme, uyanış olduğunu belirtiyor. Kişinin ölümle ilgili kaygıları çoğunlukla rüyalarla ortaya çıkar ve bu da uyanma deneyiminin harekete geçmesine sebep olur. “Varoluşçu Şok Terapisi” ya da “Uyanma Deneyimi” denile noktada kişi hayatında aldığı önemli bir kararla bir farkındalık, uyanış yaşayarak ölüm korkusunun üstesinden gelerek hayatını daha iyi ve zengin yaşamasını öğrenmeye başlar. Bununla beraber Yalom’un kendi ölüm korkusunu da yatıştırmasını sağlayan ve erdemli bir hayata sahip olmamamız sonucunda bunun etkilerinin başka insanlara yansıyarak ölümümüzden sonra da varlığımızı sürdürerek ölüm korkumuzu yenmemizi ve hayatımızın anlamlı olmasını sağlayacaktır. “Dalgalanma” olgusunun yani hayatımız sona erdiğinde geriye başka insanların hayatlarında izler bırakabilmek, hatırlanmak, yıllar sonra bile başka zihinlerde yaşama olgusu kişinin ölümü kabullenmesini kolaylaştırmaktadır. Yedi bölümden oluşan kitabın her bir bölümünde birbiriyle bağlantılı farklı konu ve hasta deneyimlerine yer veren Yalom, son bölümde ise ölüm anksiyetesi üzerine meslektaşlarına önemli tavsiyelerde bulunmuştur.

Ölümle yüzleşmemizin bizde korkuya sebep olmasının yanında hayatımızı zenginleştirerek anksiyetemizi hafifleteceğini söyleyen Yalom anımızın tadını çıkararak hayata daha güçlü aynı zamanda daha şefkatli bir şekilde bakmamız gerektiğinden bahseder.

Tüm yazılarımızdan haberdar olmak için sosyal medyadan bizi takip edebilirsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir