Hayır Diyebilme Sanatı

hayir-diyebilme-sanati

Hayır diyebilme sanatı, hepimizin zaman zaman “Keşke tamam demeseydim.” diye hayıflandığımız olmuştur. Aslında o an sanki bambaşka bir biz varmış da bizim yerimize “tamam” demiş gibidir. Bize söylenen her ne ise o an söyleyemediğimiz “hayır” sonrası, üstlendiğimiz görev eşliğinde kendimizi bitkin hissedebiliyoruz. Hâl böyle olunca, ağzımızdan çıkan cevabın çoğu zaman geri dönüşü olmuyor ne yazık ki, çünkü yola çıktık bir kere, eğer sonrasında hayır dersek, bu kez de çevremiz, hatta kendimiz tarafından verdiğimiz sözü tutmadığımız algısına kapılmış olacağız. Peki ya ne yapmalı? Tabii ki iş işten geçmeden sınırlarımızı koruyup o sihirli sözcüğü yani hayır’ı özgürce söyleyebilmemiz gerekir. Bunu yapabilmek için de öncelikle kendi içimize dönüp “Ben nerde hata yapıyorum?” diye sormalıyız. Bu kolay bir yolculuk değildir elbette. Düşünsenize belki 40 yaşınıza gelmişsiniz ve hayatınız hep böyle ilerlemiş. Sizin için bedeli ne olursa olsun insanları memnun etmek adına önlerine sürekli kırmızı halı sermişsiniz. Bunu bir anda değiştirmek cesaret ister, çünkü ne karşınızdaki insanlar ne de siz bir sonraki aşamada neler olacağını belki de hiç tecrübe etmediniz ya da hep olumsuz sonuçlar aldınız.

Gelin bu konuya yönelik yazılan “Müthiş Psikoloji-Hayır Diyebilme Sanatı” adlı kişisel gelişim kitabı ile kısa bir yolculuğa çıkalım ve konuya biraz daha aşina olalım. Kitap kapağı bizlere “Sınırların Kadar Özgürsün” diyor. Yani kaç yaşında olursak olalım, ne kadar tecrübemiz olursa olsun, insan ilişkilerimizi çizmiş olduğumuz çizgi belirliyor. Biz çizgimizi ne kadar net ve kalın çizersek o derece kendimizi korumuş oluyoruz. 

Kitabın başlarında hayır diyebilmenin faydalarından bahsedilmiş ve biraz daha ilerlediğimizde hayır diyememenin verdiği sıkıntılara yönelik birkaç hikâyeye konuk oluyoruz. Sonrasında hikâye kahramanın nerde hata yaptığına dair üzerine yapılan incelemeleri okuyup konuya daha aşina oluyoruz. Bölüm sonunda verilen testi çözdüğümüzde “Bizler de hayır diyemeyenlerden miyiz? Eğer öyleysek neler yapmalıyız?” sorularına dair verilen öneriler üzerine düşünmüş oluyor ve kendimize küçük bir yol haritası çiziyoruz.

İlerleyen bölümde, hayır diyememenin günlük hayatımızdaki en basit örneğinden yola çıkılarak, bizleri ne derece yorduğundan ve “hayır” yerine “evet” deme sebeplerimizden bahsediliyor.

Bir sonraki kısımda, hayır demenin neden zor olduğuna dair zihnimizin temelinde yatan korkular tartışılıyor ve çocukluktan yetişkinlik evresine doğru nasıl bu duruma geldiğimiz anlatılıyor. 

Kitapta biraz daha ilerlediğimizde, toplumsal ve kültürel açıdan evet demenin yol açtığı sorunlara da rastlıyoruz. Ayrıca benlik saygımızın nasıl ve neden düşük kaldığına dair birçok sebebi de satırlarda görebilirsiniz. Eğer siz de hayır diyemeyenlerdenseniz, bunu yapabilmenin ne hissettirdiğini şimdiye dek tam olarak tecrübe etmemiş olabilirsiniz. Hayır demenin gücünü ve sınırlarımızı ne derece sağlamlaştırdığını, kimlerin hayır diyemediğini ilerleyen sayfalarda keşfetme fırsatı bulacaksınız. Kitapta sınırlar konusunda zihnimizde yatan çekirdek inançlara ve otomatik düşüncelere de değinilmiş, ki bu bölümler durumu daha net anlamamıza olanak sağlıyor. Dolayısıyla kendimizle yüzleşmiş ve davranışlarımızın altında yatan kök inançlara daha geniş bakış açısıyla göz atmış oluyoruz. Kitabın sonlarına yaklaştıkça sınır çizmeye yönelik edindiğimiz bilgiler örneklerle daha anlamlı hale geliyor.

Kitabın final bölümündeyse, nasıl hayır diyebileceğimize dair kısa başlıklar ve açıklamalar eşliğinde atmamız gereken adımları özet şeklinde okuyup rehberimizi tamamlıyoruz.

Hayır Diyebilme Sanatı’nın hitap kitlesine değinmem gerekirse, sınırlar konusunda kendini eksik ve tükenmiş hisseden herkesin bu kitabı mutlaka okuması gerektiğine inanıyorum. Elbette bu sorunu aşmanız kolay olmayacak ancak şundan emin olabilirsiniz: attığınız her adımda güçlenecek ve kendinizi daha özgürleşmiş hissedeceksiniz. Eğer siz de bu konudan muzdarip olduğunuzu düşünüyor ve kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız bu kitaba bir şans vermeye ne dersiniz?

Telegram Grubumuz: https://t.me/etkinpsikoloji

İnstagram: https://www.instagram.com/etkin.psiko…

Pinterest https://tr.pinterest.com/etkinpsikolo…

Twitter : https://twitter.com/etkinpsikoloji

Emre ULUBATAK’ın Diğer yazıları

  • Boşluk Hissi
    İnsanın kendisiyle baş başa kalmasıyla birtakım problemler meydana gelebilir. Kendimize zaman ayırmak en temel ihtiyaçlarımızdan biri olsa bile bu durumu yönetebilmek ne yazık ki çok kolay olmayabiliyor. Kendinden uzaklaşmak ve kendine yakınlaşmak arasında kırılgan bir çizgi vardır. İnsan kendisiyle yüzleşmeye her an cesaret edemeyebilir. Bununla birlikte insanın kendini meşgul edebileceği bir şeyler araması zaman zaman
  • Psikoloji Bilimine Giriş Testi
  • Olumlu Düşünme Alışkanlığı
    Düşünmeden yaşayabilir mi insan? Şu an bile düşünüyoruz aslında. Araştırmalara göre insan beyni günde yaklaşık 70 bin düşünce üretiyor. Düşünce dünyamızı bir gökyüzü gibi düşünürsek hem kara bulutlara hem de beyaz bulutlara sahip olduğunu gözlemleyebiliriz. Beyaz bulutlar olumlu düşünceleri temsil ederken, kara bulutlar ise olumsuz düşünceleri temsil etsin. Peki dünyamızı en çok beyaz bulutlar mı
  • Hayır Diyebilme Sanatı
    Hayır diyebilme sanatı, hepimizin zaman zaman “Keşke tamam demeseydim.” diye hayıflandığımız olmuştur. Aslında o an sanki bambaşka bir biz varmış da bizim yerimize “tamam” demiş gibidir. Bize söylenen her ne ise o an söyleyemediğimiz “hayır” sonrası, üstlendiğimiz görev eşliğinde kendimizi bitkin hissedebiliyoruz. Hâl böyle olunca, ağzımızdan çıkan cevabın çoğu zaman geri dönüşü olmuyor ne yazık
  • Hayatın Frekansı
    Yaşam boyu birçok ana ev sahipliği yapar, bambaşka hislere bürünürüz. Günümüzün nasıl geçtiği ve nasıl geçeceği olaylar bütününe, bunları yorumlamak ve yönlendirmek ise kendimize bağlıdır. Bazen geçmişe saplanıp kaldığımız, yüzleşemediğimiz ve kaçmak istediğimiz anlarımız olur. Zihnimizi meşgul eden sesleri susturamadığımız için hayatta neler olup bitiyor anlayamayız. Sanki kendimizi bir odaya kilitlemişiz de sorunları çözmeden dışarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir