KENDİM İSTASYONU

KENDİM İSTASYONU

KENDİM İSTASYONU

KENDİM İSTASYONU. Hayat iyisiyle kötüsüyle uzun bir yolculuktan ibarettir. Hepimiz doğduğumuz günden itibaren hayatımızı idame ettirmek için upuzun mesafeler katederiz. Mücadele ettiğimiz bu süreçte tıpkı bir yolcu treni gibi istasyonlarda durup insanlara kapımızı açarız. Bu esnada yola bizimle devam etmek isteyen yolcular vagon içerisinde kalabileceği gibi yolculuğa bir süre ara vermek isteyenler ve hatta yolculuğunu burada noktalamak isteyenler olacaktır. İnen yolcuların ardından kapının kapanmasına yalnızca birkaç saniye kala vagonumuza dahil olmak isteyen farklı hayatları da unutmak olmaz. Elbette zaman zaman vagonumuz tamamen dolu olabileceğinden gerektiğinde yeni fırsatlara yer açmamız gerekebilir.

Rotamız boyunca ilerlerken yeni hayatların yanı sıra birtakım dış etkenler de bizlere eşlik eder. Maruz kaldığımız faktörler zaman zaman yağmur, kar, fırtına olurken kimi zaman deprem, yangın, çığ da olabilir. Eğer imkanımız varsa önlemlerimizi alıp tedarikli bir şekilde yolumuza devam eder son istasyonumuza doğru ilerleriz. Eğer şartlar buna müsaade etmiyor ise uygun bir alanda duraklayıp tehlikenin geçmesini bekleyebiliriz.

Gündelik yaşantılarımıza göz attığımızda olanaklar yönünden tamamen aynı çizgide ilerleyebilmemiz mümkün değildir, çünkü her ne kadar aynı rotada olsak bile geçmişimizden günümüze edindiğimiz tecrübeler, bizlere eşlik eden zorlu koşullar, mesleklerimiz, yaşlarımız, bakış açılarımız ve algılarımız kısaca bizi biz yapan tüm etkenler etrafımızdaki hayatlardan farklılık gösterir. Kimimiz öğrenci olup mesleğini edinme yolunda çabalarken, kimimiz iş hayatına atılmış ve kariyerinde basamak basamak yükselmeye çalışırız. Bazılarımız ise koşulların verdiği dayanılmaz acı ile kendimizi hayata karşı dopdolu hissederiz.

Her kim olursak olalım, kabul edebileceğimiz bir gerçek var ki o da sorunların çözüme kavuşması gerektiğidir. Nitekim deneyimlediğimiz sorunların üstesinden gelebildikçe kendimize yepyeni ufuklar açarız. Ancak, güzergahımız boyunca ağırladığımız yolcularımıza yaşadığımız tahribatı aktarmak istemediğimiz anlar olabilir ki bu son derece normal bir durumdur, çünkü kendimizi çok daha güçsüz hissedebileceğimiz veya bu durumdan doğacak tartışmalar sonucu ortaya çıkan fikir ayrışmaları ile zararlı çıkıp anlaşılmadığımızı düşünebiliriz. İşte tam bu anda tıpkı trenlerin hizmet saatleri sona erdiğinde bakım istasyonuna girdiği gibi bizler de vagonlarımızı boşaltıp bedenimizi ve ruhumuzu “kendim istasyonu”na alabiliriz.

Gündelik yaşamınızın yoğun temposundan uzaklaşıp sakinliğe doğru geçiş yaparken kendim istasyonunda ne kadar süre kalacağımızı, neler üzerine konuşacağımızı tamamen kendimiz belirliyoruz üstelik kendi kendimize konuşmak da serbest. Elbette birçok yerde olduğu gibi bu istasyonun da uymamızı istediği bir kural var: Tıpkı günlük hayatımızda bazı yerlere girerken yanımızda getirdiğimiz araç gereçlere nasıl el konuluyor ve bunları kapının ardında bırakmamız isteniyorsa, bu istasyona giriş yapmadan önce bizleri yoracak ya da kafamızı karıştıracak ne varsa istasyonun dışında bırakmamız gerekiyor. Buradaki asıl amaç kendimizle başbaşa kalabilmek olup bu kural ihlal edildiğinde istasyon işlevini tamamıyla yitirecektir. Çıkacağımız bu yolculuğa dair bilgi vermek istediğimiz kişiler varsa bu durumu onlara uygun bir dille aktarabiliriz. Böylelikle ortaya çıkacak belirsiz bir endişeyi önlemiş olup otomatikman kendi içimizi de rahatlatırız.

Girişimizi başarıyla tamamlayıp yerimizi aldıysak şimdi kendimizle başbaşayız demektir. İlk aşamada yaşadığımız ne sorun varsa bizleri ne yoruyor ve üzüyorsa ister sesli ister yazılı bir şekilde dışa aktarabiliriz. Hem sesli hem yazılı bir şekilde de ilerleyebiliriz. Örnek vermek gerekirse, üzerimizde ruhsal yorgunluğa sahip olduğunu düşündüğümüz olayların bir listesini yapıp bunlar üzerine konuşabiliriz. Araştırmalara göre ellerimizi kullanarak aktiviteler gerçekleştirmek psikolojik açıdan ruh sağlığına iyi geliyor. Ayrıca yanımızda birisi olsun ya da olmasın konuşmak isteyip de konuşamadığımız herhangi bir konu üzerine konuştuğumuz zaman, boğazımızda düğümlenen birçok cümle dışa vurulmuş olacak ve yükümüz hafifleyecektir. Hatta konuştukça jest ve mimik hareketlerimizde hareketlenmeler görebiliriz. Bu durumu sunum yapmadan önce sanki kendi kendimize ön sunum yapıyormuş gibi düşünebiliriz. Bu aynı zamanda bizi iletişim ve diksiyon açısından geliştirecektir. Bizleri etkileyen olayları, kendimize ve olay örgüsündeki kişilere farklı bakış açılarıyla öz şefkat uygulayarak, duygu ve davranışlar arasında sebep sonuç ilişkileri kurabiliriz. Dikkat etmemiz gereken bir nokta ise bunu uygularken ne kendimizi ne de olay örgüsündeki kişileri asla suçlamamamız olacaktır. Eğer bu tür bir davranış sergileyip ortama negatif enerji yayarsak daha fazla yorulmamız kaçınılmazdır. Burada olma sebebimizin kendimize iyi gelmek olduğunu asla unutmayalım.

Bu aşamaları yerine getirdikten sonra kendimize sormamız gereken soru şu olabilir: ”Şu anda tam olarak neye ihtiyacım var ve kendime nasıl daha iyi gelebilirim”. Bu soruyu gerçekten içten ve mantık çerçevesi içinde cevaplamamız gerekiyor. Eğer bu sorunun cevabını netleştirebilirsek bir sonraki aşamada kendimize bir nevi reçete hazırlamış olacağız. İstasyonda şu an sadece kendimizin var olduğunu, kendi kendimize yetebileceğimizi, bizi kötü yönde etkileyen ne varsa bunlar için ne gibi önlemler/kararlar alabileceğimiz üzerine düşünerek çözüm için harekete geçebiliriz. Eğer kendi çapımızda bu sorunları çözebileceğimize inanıyorsak bizlere ne iyi gelecek ise bunları denemeliyiz. Çözüm için almış olduğumuz bir karar ya da önlem bizlere iyi gelebileceği gibi etkisiz de kalabilir ki bunları ancak deneyerek görebiliriz. Zaman zaman kendimizi ruhsal açıdan bir çıkmazda da bulabilir, karar alma aşamasında bile kendimizi enerjisiz hissedebiliriz. Bu gibi durumlarda kendi iyiliğimiz ve yaşam kalitemizde bir artış gerçekleşmesi için bir uzman desteği almamız gerekebilir.

Aldığımız karar ve önlemlerimizi uygulamaya geçirip ruhsal açıdan kendimizi daha iyi hissettiğimize inandıktan sonra, bir güzergâh ve tarih belirleyip asıl rayımıza yani hayata doğru yolculuğumuza kaldığımız yerden devam edebilir, ihtiyaç duyduğumuz ve imkân bulduğumuz her an kendim istasyonuna tekrardan bilet alabiliriz.KENDİM İSTASYONU

AYRICA GÖZ AT

ÇOCUĞUM LİSEYE BAŞLIYOR

TÜKETİM SALGINI ve AVM’LER

SON HEDİYE

Harekete Geç

DENİZ, DENİZ ÜSTÜNDE

Hoşgeldin bahar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir