MOMO – MICHAEL ENDE

MOMO - MICHAEL ENDE

MOMO – MICHAEL ENDE

MOMO – MICHAEL ENDE son zamanlar da zamanınızın boşa akıp gittiğini düşündüğünüz oldu mu? Ya da belki de siz bunun farkında bile değilsiniz. Şimdi size üzücü bir şey söyleyeceğim, zamanınız yanlışlıkla açık kalmış bir musluktan akan su gibi gereksiz yere akıp gidiyor. Nasıl mı? Gelin size bunu şöyle bir örnekle açıklığa kavuşturayım. Diyelim ki 20’li yaşlarınızdasınız. Hayatın en güzel yılları. Bu 20 yılın neye tekabül ettiğine bir bakalım. Hazır mısınız? 20 yıl tamı tamına 105.1200 dakika eder. Kayda değer büyük bir sayı ve siz bununla zengin sayılırsınız. Her gün toplamda 7 saat uyuduğunuzu varsayalım. 420 güzel dakika her gün uykunuzdan dolayı kayıp gitmekte. Her gün yaptığınız daha birçok sizin için gerekli şey vardır eminim. Haftada bir kere de olsa arkadaşlarla buluşma, anne ve baba’yı ziyaret, insanlarla fazla uzun samimi diyaloglar. Ve dahası.

Bunların hepsine en az bir saat verdiğinizi düşünsek ve bu verdiğiniz 60 dakikayı yaptığınız işlerin sayısıyla çarparsak yaşadığınız 20 yıl yani 105 milyon 12 bin dakikanın yarısından fazlasına eş değer olur. Bu demektir ki yaşamınızın yarısından fazlasını zaman hazinenizden alıp götürüyorsunuz. Ki daha uyku gibi elzem olan diğer temel ihtiyaçlarınızdan bahsetmedim bile ve siz dediklerimden huzursuz olmaya başladınız eminim. Peki ya size bu huzursuzluğunuzu gidermenin bir yolu olduğunu söylesem? Daha önce ‘’Zaman Tasarruf Şirketi’’ diye bir şey duymuş muydunuz? Duymadınız mı? Öyleyse harika bir haber çünkü bu şirket tam da ihtiyacınız olduğu anda ayağınıza geldi. Zaman Tasarruf

Şirketi gereksiz yere harcadığınız zamanı değerlendirmeniz için size bir fırsat sunuyor. Bunun için yapmanız gereken tek şey bizimle anlaşma yapmanız. Siz zamanınızı gereksiz şeylerle harcamayacağınıza söz vermelisiniz. Peki ama nasıl olacak bu derseniz eğer sizi şöyle yönlendirebiliriz. Örneğin anne ve babanıza yaptığınız ziyaretleri azaltabilir veya onları bir huzurevine yerleştirebilirsiniz. Arkadaşlarınızla buluşmalarınızı da kesebilirsiniz çünkü hiçbiri ilerde yanınızda olmayacak. Sevdiğiniz insanla geçirdiğiniz o samimi dakikaları da azaltın çünkü zaten sevgi gereksiz bir duygu. Altınızda arabanız olsa dahi akrabalarınızı ziyaret etmeyin, elinizde son model telefonunuz bulunsun fakat bunu sevdiklerinizle görüşmek gibi gereksiz işler için kullanmayın. Kitap okumayın bu oldukça zaman alan bir eylem, araştırma yapmayın çünkü bunu yaparken anlamak için geçen dakikalar ömrünüzün ne kadarına eşit bir bilseniz. Eğer anne baba iseniz çocuklarınızla oynamaya vaktiniz olmamalı çünkü çok yorucu bir eylem. Hem size kazancı olmayan bir şey için neden oynayıp zamanınızı veresiniz ki?

Hatta eşinize bile zamanınız kısıtlı ayırın, sizi anlamıyor tartışma ortamı oluşuyorsa alttan alıp konuşarak çözmenizin de bir önemi yok. Bunların ve bunun gibi şeylerin hepsi ZAMAN KAYBI. Unutmayın siz tasarruf etmeye çalışıyorsunuz kaybetmeye değil. Sadece üstünüze düşen görevlerinizi ve mesleki sorumluluklarınızı yerine getirmeniz ayrıca yeme içme ve uyku gibi temel ihtiyaçlarınızı karşılamanız yeterli. Geri kalan işlere zaman ayırmak tamamıyla gereksiz. Anlaştığımızı düşünüyorum.

Yukarıda bahsedilen durumların ve şirketin nerede bulunduğunu düşünebilirsiniz. Bu cümleleri söyleyenler MOMO adlı bir kitabın karakterleri, Gölge Adamlar. Ağızlarında sigaraları, ellerinde iş çantalarıyla Zaman Tasarruf Şirketinde çalışan tabiri caizse zaman emiciler. MOMO, Michael Ende tarafından yazılmış olan gerek çocuklar gerekse yetişkinler için okunması gereken masal niteliğinde bir öykü. Kimsenin bilmediği bir yerde, bilinmeyen bir zamanda, kimsenin bilmediği başka bir yerden gelip, herkesin hayatına giren ve insanların yüreklerine dokunan Momo; kimsesiz küçük bir kız çocuğudur aslında. Hatta o kadar kimsesiz ki, kendi adını bile kendi kendine koyuvermiş. Kitabın işlediği konu da zaman üzerine.

Momo yaşadığı yerin halkıyla iyi geçinen bir çocuktur fakat bir gün yaşadığı bu bilinmeyen yere gelen gölge adamların dostlarını ve zamanlarını ele geçirmesiyle hayatı tamamen değişir. Oturduğu eski yıkık dökük antik tiyatroya hiçbir dostu hatta çocuklar bile uğramaz olur. Gölge adamlar herkesle konuşarak onların zamanlarını çalıp sadece sorumluluklarına odaklanmaları gerektiğini öğreterek zihinlerini çelmişlerdir. En korktukları kişilerin başında Momo ve çocuklar gelmektedir. Çünkü çocuklar büyükler gibi zamanın doğru kullanılıp kullanılmamasını önemsemezler ve hayalperesttirler. Onları etkilemek oldukça zordur. Momo ’da onlardan biri olduğu için gölge adamlar onu baş düşmanları ilan ederek yok etmeye çalışırlar fakat Momo özel kaplumbağa Kassiopea ve zaman ustası Hora ile tüm sevdiklerini gölge adamlardan kurtarmayı başarır.

AYRICA KİTAP ÖNERİSİ

Yazının ilk kısmında anlatılan daha doğrusu gölge adamların insanlardan istedikleri istekler size bir şeyleri çağrıştırıyor mu? Evet haklısınız, tam da çağımızı anlatıyor öyle değil mi? Hiç düşündünüz mü teknoloji geliştiği halde zamanımız hiçbir şeye neden yetişmiyor? Neden hayatımızdaki bunca güzelliğe ve kolaylığa rağmen zevk alamıyoruz? İnsani değerlerimizi yavaş yavaş yitirdiğimiz için mi? Şimdiler de ailemizi bir kenara atıyor, teknolojinin bağımlısı oluyor, zamanımızın hiçbir şeye yetmediğinden şikâyet ediyor ve daha verimli kullanma yolları arıyoruz. Bu yolları ararken sevdiklerimizi ihmal ediyor, çocuklarımızın oyunlarına katılmıyor, onları anlamaya çalışmıyor, tahammül edemiyoruz. Küreselleşme ile gelen bu tüketim çılgınlığı ve her şeye ulaşma isteği ile zamanımızı yetiştiremiyoruz. Durmadan didinip duruyor ve karşılığında biz de tükeniyoruz. Farkında olmadan toplumdan, sevdiklerimizden uzaklaşıyoruz ve onlara ayıracak küçücük bir zaman bile yaratamıyoruz. Bunu gereksiz buluyoruz çünkü bizim için daha önemli işler var. Bir iş için harcadığımız zaman ailemize harcadığımız zamandan daha önemli. Ya da şirketteki bir toplantı çocuğumuzla oynayacağımız bir oyundan daha değerli geliyor.

Acaba zamanın ne olduğu konusunda bir fikrimiz var mı? Belki de burada yanlış yapıyoruz, zamanı yanlış tanımlıyoruz. Kitapta Michael Ende’nin de dediği gibi “Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.” Bu cümle bizi biraz olsun düşünmeye itmeli; acaba gün içinde yüreğimle hissederek yaşadığım kaç dakikaya sahibim ? Ya da var mı hissederek yaşadığım anlarım, anılarım? Kaç kez kulak verdim, zaman ayırdım içimdeki çocuğun sesine? İşte bu yüzden aslında MOMO çocuklara değil de yetişkinlere hitap eden bir kitap. Unutmayın gölge adamlar -ya da siz zamanınızı çalmaya, tüketmeye çalışan zaman emicilere ne diyorsanız artık- sadece çocuklardan korkarlar, yetişkinler onların avuçlarındadır zaten. Bu kitabı okumanız ve zamanınızı boş geçirdiğinizi sanarak aslında zamanı değerli kılanların kendimiz ve sevdiklerimiz olduğunu ve zaman emicilere karşı mücadele edebilecek yegâne şeyi, içinizdeki çocuğu hiçbir zaman kaybetmemeniz dileğiyle.

2 thoughts on “MOMO – MICHAEL ENDE

  • Aralık 26, 2020 tarihinde, saat 9:57 pm
    Permalink

    Kitabı yeni bitirmişken yorumuyla karşılaşmak o kadar mutlu etti ki beni.. ve o kadar güzel anlatmışsınız ki, kaleminize sağlık. İlk satırları gölge adamların hayalimdeki tok sesiyle okuyup “zaman yaşamın kendisidir, yaşamın yeri de yürek” kısmını yumuşacık bir sesle okudum, kitabın can alıcı noktaları bunlardı benim için ve yazınızda görmek çok mutlu etti beni. Bu güzel yazıyı paylaştığın için teşekkürler 💐

    Yanıtla
  • Geri bildirim: Veronika Ölmek İstiyor | ANALİZİ VE ÖZETİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir