Olumlu Düşünme Alışkanlığı

olumlu-dusunme-aliskanligi

Düşünmeden yaşayabilir mi insan? Şu an bile düşünüyoruz aslında. Araştırmalara göre insan beyni günde yaklaşık 70 bin düşünce üretiyor. Düşünce dünyamızı bir gökyüzü gibi düşünürsek hem kara bulutlara hem de beyaz bulutlara sahip olduğunu gözlemleyebiliriz. Beyaz bulutlar olumlu düşünceleri temsil ederken, kara bulutlar ise olumsuz düşünceleri temsil etsin. Peki dünyamızı en çok beyaz bulutlar mı yoksa kara bulutlar mı kaplıyor, işte bu durum kişiden kişiye değişir. Gökyüzümüzde hangi bulutları çoğaltmak istiyorsak ona uygun davranışlar sergilemek bizi çözüme ulaştıracaktır. Peki hedefimiz pamuksu bir gökyüzü ise ne yapmalıyız bir de ona bakalım.

Bembeyaz bir gökyüzü bizden doğru yatırımı ister. Peki doğru yatırım neye yapılmalı? Bir çoğumuz “İyi düşün iyi olsun.” cümlesini işitmiştir. Aslında bu cümle bizlerden güzel şeyler düşünmemizi ve iyi düşüncelerimizin çoğalmasını bekler. Tabii ki düşüncelerimiz arasında olumsuz düşünceler de olacaktır ki bu son derede normaldir. Asıl hedefimiz beyaz bulutların çoğalması ve kara bulutların yavaş yavaş dağılması olmalıdır. Çünkü beynimiz her an her şey düşünebilir ve daha çok hangi yönde düşünce ürettiği ise alışkanlıklarımızdaki istikrara bağlıdır. Bizler olumlu düşünce alışkanlığı elde etmek istiyorsak o halde önce davranışlarımızı inceleyelim.

Mesela yepyeni bir güne uyandığınızda ilk ne düşünürsünüz? Kimimiz güzel bir gün olacağını düşünürken kimimiz bugün başımı ne ağrıtacak acaba diye düşünebilir. İşte burada attığımız ilk adım bizleri iyiye ya da kötüye doğru götürüyor ve güne nasıl başladıysak atmosferimiz o şekilde devam ediyor.

İnsan beyni olumsuz düşünmeye daha yatkın olduğu için olumlu düşünmek daha zor diyebiliriz. Çevremize baktığımızda pozitif enerjili insanların da var olduğunu düşünürsek sizce onlar bunu nasıl başarıyor? 

Öncelikle ortam bu konuda çok önemli bir faktördür. İnsanın bulunduğu ortam düşüncelerini büyük ölçüde etkiliyor. Kapkaranlık ve dağınık bir ortamda bulunan insan ile aydınlık ve ferah bir ortamda yaşayan insanın düşünceleri değişkenlik gösterecektir. Bu sebeple ortamımızı değiştirmek düşüncelerimizi de olumlu yönde değiştirebilir. 

Beslenme konusuna geldiğimizde sağlıklı beslenen insanların olumlu düşünme konusuna daha yatkın olduğunu görebilirsiniz. “Ne yersen o’sundur.” cümlesine kulak verdiğimizde, ikincil beyin dediğimiz bağırsaklar bu konuyu destekler niteliktedir. Zihnimizi abur cuburlarla bulandırırsak düşüncelerimizden berrak olmasını bekleyemeyiz ancak tam aksine sağlıklı besinler tüketmek ruhumuza iyi gelecek ve düşüncelerimize olumlu yönde yansıyacaktır.

Araştırmalara göre hareket etmek insan vücudunda doğal yoldan mutluluk hormonu salgılar. Bu bilgiyle yola çıkarsak spor yapan kişilerin çoğu daha enerjik ve pozitiftir diyebiliriz. Hareket etmeyen bir vücut zamanla beyne olumsuz sinyaller gönderecektir. Bu yüzden kambur durmanın bile beyne “güvende değilsin” mesajı verdiğini unutmamak gerekir.

Nefes alma alışkanlığımız da olumlu düşünme açısından büyük önem taşır. Örneğin, stresli anlarımızda aldığımız nefes çoğu zaman doğru nefes değildir. O anlarda vücut gergin olduğu için nefes egzersizleri yaparak gevşememiz gerekir. Aksi halde beynimiz kendini “savaş ya da kaç” modunda zannedecek ve tehlikeye karşı her an tetikte olacaktır.

Bunların dışında gündelik yaşamımızda olumlu düşünce alışkanlığı edinebilmemiz için uygulayabileceğimiz birkaç basit egzersiz ise şunlardır: 

Günlük ya da haftalık gerçekçi planlar yapmak gününüzün rayında gitmesine olanak sağlar. Planınızda gerçekleştirdiğiniz her olay karşısına tik işareti koymak sizi motive edecektir. Elbette beklenmedik olaylar yaşanabilir ancak plansız bir güne başlamak rotanızı belirlemeden bir okyanusa açılmaya benzer ve kendinizi nerde bulacağınızı bilemezsiniz. 

Her gün minnettar olduğunuz üç tane olayı ve size ne hissettirdiğini yazmak beyninizi olumlu düşünmeye zorlayacaktır. Bu olayların çok büyük olmasına hiç gerek yok. Örneğin, “Otobüse binerken küçük çocuğun bana yol vermesiyle kendimi keyifli hissettim.” şeklinde cümleler yazabilirsiniz. İlk etapta bu etkinlik sizlere zor gelebilir ancak zamanla daha kolay hale geldiğini göreceksiniz, yeter ki istikrarlı olun.

Size iyi hissettiren filmler ya da diziler seyretmek de ruh halinize iyi gelir. Örneğin, bir komedi filmi izlediğinizde vücudunuz rahatlayacak ve zihninizde daha pozitif düşünceler belirmeye başlayacaktır.

Bir şeyler okumak hayata bambaşka pencerelerden bakmanızı sağlar ve ufkunuzu genişletir. Kitap okuma alışkanlığınız olmasa bile ilk etapta ilginizi çeken konularda okuma yapabilirsiniz. İstikrarlı adımlar attıkça okumaya karşı olan ilginiz de artacaktır.

Son olarak müzik dinleme alışkanlığınızı değiştirebilirsiniz. Sizi karamsarlığa sürükleyen müzikler dinliyorsanız bunun yerine sizi rahatlatan müziklere de şans verin. Örneğin, kendinize günde on dakika klasik müzik dinleme hedefi koyabilirsiniz.

Bu öneriler ışığında olumlu düşünme alışkanlığı konusunda halâ kendinizi çaresiz hissediyorsanız bir yakınınızla konuşmak hatta gerekli ise bir uzman desteği almak sizlere çok daha iyi bir seçenek olabilir. Lütfen unutmayın, kapkaranlık bulutların ardından bembeyaz bulutlara yönelmek için hiçbir zaman geç değil. Hazır olduğunuzda ilk adımı atabilirsiniz.

Tüm yazılarımızdan haberdar olmak için sosyal medyadan bizi takip edebilirsin.

Emre ULUTABAK’ın Diğer Yazıları

  • Psikoloji Bilimine Giriş Testi
  • Olumlu Düşünme Alışkanlığı
    Düşünmeden yaşayabilir mi insan? Şu an bile düşünüyoruz aslında. Araştırmalara göre insan beyni günde yaklaşık 70 bin düşünce üretiyor. Düşünce dünyamızı bir gökyüzü gibi düşünürsek hem kara bulutlara hem de beyaz bulutlara sahip olduğunu gözlemleyebiliriz. Beyaz bulutlar olumlu düşünceleri temsil ederken, kara bulutlar ise olumsuz düşünceleri temsil etsin. Peki dünyamızı en çok beyaz bulutlar mı
  • Hayır Diyebilme Sanatı
    Hayır diyebilme sanatı, hepimizin zaman zaman “Keşke tamam demeseydim.” diye hayıflandığımız olmuştur. Aslında o an sanki bambaşka bir biz varmış da bizim yerimize “tamam” demiş gibidir. Bize söylenen her ne ise o an söyleyemediğimiz “hayır” sonrası, üstlendiğimiz görev eşliğinde kendimizi bitkin hissedebiliyoruz. Hâl böyle olunca, ağzımızdan çıkan cevabın çoğu zaman geri dönüşü olmuyor ne yazık
  • Hayatın Frekansı
    Yaşam boyu birçok ana ev sahipliği yapar, bambaşka hislere bürünürüz. Günümüzün nasıl geçtiği ve nasıl geçeceği olaylar bütününe, bunları yorumlamak ve yönlendirmek ise kendimize bağlıdır. Bazen geçmişe saplanıp kaldığımız, yüzleşemediğimiz ve kaçmak istediğimiz anlarımız olur. Zihnimizi meşgul eden sesleri susturamadığımız için hayatta neler olup bitiyor anlayamayız. Sanki kendimizi bir odaya kilitlemişiz de sorunları çözmeden dışarı
  • KENDİM İSTASYONU
    KENDİM İSTASYONU KENDİM İSTASYONU. Hayat iyisiyle kötüsüyle uzun bir yolculuktan ibarettir. Hepimiz doğduğumuz günden itibaren hayatımızı idame ettirmek için upuzun mesafeler katederiz. Mücadele ettiğimiz bu süreçte tıpkı bir yolcu treni gibi istasyonlarda durup insanlara kapımızı açarız. Bu esnada yola bizimle devam etmek isteyen yolcular vagon içerisinde kalabileceği gibi yolculuğa bir süre ara vermek isteyenler ve

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir