SAVUNMA MEKANİZMALARI

Savunma Mekanizmalarının İşlevi

Savunma Mekanizmalarının İşlevi

1.1.Savunma Mekanizmalarının İşlevi

Savunma mekanizmaları, bireyin yaşadığı kaygı, suçluluk, utanç, üzüntü, aşağılanma, vicdan azabı gibi acı veren duyguları yumuşatmada amacına hizmet eder. Bu durum, algılanan bir tehtide karşı düşünülen planlanmış bir seçimden çok, otomatikleşmiş bir tepkidir ve çoğunlukla bireyin farkındalığının dışında oluşmaktadır. Öğretmeni tarafından, ödevlerini yerine getirmediği yüzleştirilen bir öğrencinin kabul edilebilir bir mazeretle davranışını haklı çıkartmaya çalışması bu duruma örnek gösterilebilir. Öğrencinin mantığa bürünmesi, gerçek durumla çok az ilişkili olsa da, onun utanç duygusunu azaltma görevi görmektedir. 
İnsan yaşamında zorlandığı ve problemleriyle başa çıkamadığı dönemlerde davranış ve duygularında benliğini koruyacak tutum ve yaklaşımlar sergiler. Bu durum benliği tehlikeden koruyan yaklaşım olarak değerlendirilir. Savunma Mekanizmalarının İşlevi


Varolma savaşımızda savaşı sürdüren ve yeni durumlara uyum yaparak evrimleşen sadece biyolojik yapımız değildir. Biyolojik yapının üzerinde filizlenmiş olan ruhsal aygıtımızda benzer bir evrimi ve uyum sürecini yaşamaktadır. Bu süreç içerisinde ilkel alt-benlikten (id) ayrımlaşan ego (benlik) gelişmiş ve ego bazı savunma silahlarını geliştirmiştir. Tıpkı vücudumuzun sahip olduğu biyolojik savunma silahları gibi.. İnsanda biyolojik dürtülerden başka bu dürtülere ikincil olarak bunlardan köken alan toplumsal veya bireysel gereksinimler ve dürtüler oluşur. Burada vurgulanması gereken nokta biyolojinin, ruhun ve toplumun keskin sınırlarla ayrımı yapılamadığıdır.Savunma Mekanizmalarının İşlevi

Günlük yaşamda isimlerini bilmesekte bir çoğumuz savunma mekanizmalarına başvururuz. Ancak, savunma mekanizmalarının çok kullanılması bazı bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabilir. Belli başlı savunma mekanizmaları şunlardır; Benlik organizmanın çevreye uyumunu sağlamak için çaba gösterir. Altben’den gelen istekler doyum ararken, üstben’in kurallarına da uymaya çalışır.

Eğer üstben altben’den gelen isteklerin doyurulmasına izin vermezse ve katı kuralları beni zorlarsa ben güç duruma düşerse çözüm yolu olarak çeşitli savunma mekanizmaları kullanır. Bu savunma mekanizmaları eğer benliği kuvvetlendirici etkilerde bulunurlarsa sağlıklı, fakat benliğin işlevini engelleyici etkilerde bulunurlarsa patolojik olarak görülürler (Özdoğan 1997).

Freud’a göre bebek “id” adını verdiğimiz içgüdüsel enerji ile dünyaya gelir ve id yaşamak için gerekli olan cinsellik ve saldırganlık içgüdülerinin deposudur. İd aralıksız olarak sonucu ne olursa olsun haz alma ve doyurulma çabası içindedir.

Süper ego ise toplumun istek ve sorumluluğunu içerir. Süper ego çocuğa, ailesi ve toplum tarafından aktarılan geleneksel değerlerin temsilcisi olup ödül ve cezalarla pekiştirilir. Süper ego bireyin, davranışlarının doğru ve yanlış olduğuna karar verip toplum tarafından onaylanan değer yargılarına göre davranmasını sağlar ve 3 yaşından sonra gelişmeye başlayıp, 5-6 yaşından sonra sağlıklı fonksiyon gösterebilir. İd’in sürekli haz almayı istemesi ve süper egonun onu hazı ertelemesi kişide çalışmaya ve kaygının artmasına neden olur.

Böyle bir durumda ego akıllı bir araç olarak ikisinin ortasını bulmaya ve çatışmanın azalmasını sağlamaya çalışır.
Bu üç öğeden birinin bozukluğu kişilik bozukluğuna yol açar. Ego’nun yeterince gelişemediği ve çocukta kaygının çok fazla olduğu durumlarda denge sağlanamayabilir ve böyle durumlarda kişi savunma mekanizmalarını kullanmaya başlar.


Ancak, savunma mekanizmalarının çok kullanılması da bazı bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Makalenin Devamını Okumak İçin Dokun…

Ayrıca Göz At

2 thoughts on “SAVUNMA MEKANİZMALARI

  • Mayıs 2, 2020 tarihinde, saat 9:30 pm
    Permalink

    Bende öyle bir yazı bekliyordum fakat devamını okuyamıyorum

    Yanıtla
  • Mayıs 2, 2020 tarihinde, saat 9:49 pm
    Permalink

    Çok güzel olmuş eline sağlık

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir