SON HEDİYE

SON HEDİYE

Çocukken hep uçurtmam olsun isterdim. Böyle büyük, sarı ve turuncu renkli, çiçekli, böcekli… Benim için, uçurtmayı gökyüzüne uçurabilmek ne heyecan verici bir cümleydi. Onun ucuna uzun bir ip bağlamak, ne güzel bir şeydir şimdi. Her gece hayal kurardım bu gece son, bu gece son, bu gece son derdim. Hep uçurtmam olacak az kaldı derdim. Evet gerçekten de uçurtmam oldu. Kocaman, renkli, püsküllü, resimli…


Bir sabah uyandığımda yanı başımda duruyordu. İnanamadım, rüya sandım. Çok tuhaf bir histi. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Düşünsenize aylardır hayalini kurduğunuz uçurtma yanınızda. Benim için ne büyük mutluluktu, çıldıracak gibiydim. Uzun uzun onu inceledim çünkü onda benim umudum, mutluluğum, heyecanım vardı. Onu izlerken bile çok mutlu olmuştum. Ne kumdan kale yapmak gibi ne çimde yuvarlanmak gibiydi. Bu çok farklı bir duyguydu. O sarı büyük uçurtma mutluluk, umut, acı hepsiydi.

Beni hep onu gökyüzünde özgürce uçurma isteği sarıp sarmalardı. Gökyüzünün eşşiz maviliğinde uçurmak için çok heyecanlıydım.  Geceleri uyumadan önce düşünürdüm uçarken nasıl gözükecek acaba, nasıl yükselecek gökyüzüne; maviliğe, umuda… Onu gökyüzünün eşşiz maviliğine uçurmak beni hayallerime, mutluluğuma götürecekti. Bir uçurtmaya bu kadar anlam yüklemek çok tuhaf değil midir?
Yapamadım… Uçuramadım… Maviliğe bırakmayı çok isterken yapamadım. Hep sakındım, sakladım.

O uçurtma babamın son hediyesiydi. Onda babamın kokusu, dokunuşu, onda babam vardı. Kayıp gitseydi elimden, babamdan geriye ne kalacaktı? Ne kalacaktı bana? Her şey Parmaklarımın uçundan kayıp giderken, uçurtmayı uçurmak çılgınca geliyordu. Ben onu, kaybettiklerimin yerine koymuştum, çok anlamı vardı. Çünkü çok kaybetmiştim. Son umudumdu, son haykırışım, son çabalayışım… Çok istemiştim elimden yavaş yavaş ipi bırakmayı, onun süzülüşünü görmeyi… Ama yapamadım, cesur olamadım. Uçurtmayı uçuramadım… Hep hayal kurdum, rüyalar gördüm.
Ne çok istedim ama başaramadım. Çünkü o uçurtma benim çocukluğum, ağlayışım, heyecanım, sevgim, mutluluğum… En büyük umudumdun, en büyük kaybedişimdin. Sen, elimden kayıp gidersin diye odamdan dışarı çıkaramadığımdın. Sen, benim için hep sondun. Son umudum, son mutluluğum, son isteğim, son heyecanım…

Ayrıca Göz At

Mindfulness

DÖVMENİN PSİKOLOJİSİ

PSİKOLOJİK MANİPÜLASYON ‘GASHLİGHTİNG’

BELLEK TÜRLERİ ve BELLEK TÜRLERİNİN BEYİNDEKİ YERLERİ

Alan Baddeley’in Çok Bileşenli Çalışma Belleği Modeli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir