Sosyalleşme Süreci

sosyallesme-sureci

Dünyaya gözlerimizi açtığımızda dahi yalnız olmadığımızı görürüz. Toplum içinde oluşur, filizlenir, olgunlaşır, ve ölürüz. Hayata gözlerimizi açmamak üzere kapattığımız son evrede de yalnız kalmayız. Doğumdan ölüme iletişim kurabileceğimiz, çeşitli kutlamalarla bu iletişimleri renklendirebileceğimiz sosyallik sürecini deneyimler veya genelde iletişimi paylaşma ve fikir alışverişi için kullanabileceğimiz bir forma sokarız. İnsan yadırganamayacak ölçüde sosyal bir varlıktır. Çekingen, asosyal, içine kapanık bireylerde dahi varlığının gereği sosyal olma ihtiyacı hep mevcuttur. Belki sosyalleşme sürecinin içeriği, kullanılan araçlar ve ortaya çıktığı bağlam değişebilir ama ana elementimiz iletişim kurma ve sürdürme değişmeyecek; ne inşa edersek edelim temellerimizde hep varlığını sürdürecektir.

Sosyalleşme ile birey toplumda kendine bir yer edinir. Bu süreç sayesinde psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını gidermiş olur. Bireyin primer düzeyde duygu kontrolü, zihin gelişimi, beden dili ve vücut uzuvlarının işlevsel kullanımı açısından iletişim kurması gerekli görülür. 

BİR PSİKOLOĞUN YA DA BİR PSİKOLOJİK DANIŞMANIN TERAPİYE İHTİYACI

Sosyalleşmenin en önemli faktörü ve ilk sosyal grubumuz ailedir. Aile bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanması, kişinin toplumsal normları benimseyebilmesi ve üyelerin sosyal hayata hazırlanması görevini üstlenir. Yaşamın ilk yıllarında ailede görülen temel sosyalleşme davranışı, bebeğin anne ile  kurduğu bağdır aslında. Bebek büyüdükçe anneden kopmaya ve daha geniş sosyal kitlelere girmeye başlar.

Araştırmalara göre sosyalleşmenin özgüven artışı, alzheimer ve bunama gibi rahatsızlıklarda azalma, vücut direncinin artması gibi faydaları mevcuttur. Birey başka bireylerle konuştukça, fikir alışverişinde bulundukça, dahası kendi fikirlerinin dinlendiğini gördükçe özgüven artışı, kendine güven ve değerli olduğu hissi gelişebilir. Bunun yanında sosyallik ile beyne giren veri miktarının artması da bunama ve alzheimer riskini azaltan önemli bir faktör olabilir. Vücut direncinin artması ise, kişinin temellerinde var olan iletişimin yokluğu durumunda oluşan kaygı, depresyon, stres gibi faktörlerle açıklanabilir. Bu faktörlerin olmadığı durumlarda mutlu hissetmemiz ve böylece serbest savunma hücrelerimizde artışın görülmesi de yaygın bulgular arasındadır.

İLETİŞİMDE TERAPİST YÖNTEMİ KULLANMAK NASIL OLUR?

Sosyalleşmenin doğurduğu ve daha çok sosyal psikoloji alanı uzmanlarının ilgilendiği bir kavram olan sosyal etki, en basit haliyle, birey-çevre etkileşimidir. Bu kapsama, çevremi nasıl algılıyorum, çevreme nasıl etki bırakıyorum, düşüncelerim nelerden ve kimlerden etkileniyor, bahsedilen etki ne yönde, gibi soruları sığdırabiliriz. Sosyal etkinin yeterince anlaşılıp çözümlenmesi aslında olumlu iletişim in kilit noktasıdır. İletişim kurmada güçlük çeken çoğu kişi, ne diyeceğini bilememe, karşı tarafta istenmeyen bir etki oluşturma gibi düşünceleri olduklarından bahsederler. Bireylerin kendi düşünce ve davranış farkındalığı arttıkça çevreden gelen uyaranları bilinçli bir alıcı gibi değerlendirip, artmış farkındalığını çevresel uyaranlara da yansıtır ve yine bilinçli bir gönderici konumunda iletebilir. 

Kişiliğimize katacağımız sosyalleşme sürecinin tüm bu olumlamaları için doğru sosyalleşme süreci ve iletişim teknikleri öğrenilmeli, kişi kendisi ile bu yöntemleri içselleştirebilmelidir.

Telegram Grubumuz: https://t.me/etkinpsikoloji

İnstagram: https://www.instagram.com/etkin.psiko…

Pinterest https://tr.pinterest.com/etkinpsikolo…

Twitter : https://twitter.com/etkinpsikoloji

ELİF ÖZTÜRK’ün Diğer Yazıları

  • Erich Fromm : 5 Kişilik Tipi
    Kişilik, yetenek ve özellikleriyle toplumsal yaşamda etkili olan insanı, kendine özgü ve benzersiz bir varlık olarak dile getiren kavramdır; kişiyi diğer varlıklardan ayırt edilebilir kılan, tutarlı, uyum sağlayıcı duygu-düşünce-davranışlardır. Kişilik bireyin doğuştan getirdiği birtakım genetik özelliklerinin çevre ile etkileşimi sonucu oluşur. Kişiliğin en önemli ve sonradan kazanılmış parçası ise karakterdir. Fromm’a göre insanın sosyalleşme süreci,
  • Duyguları Tanımak
    Duyguları tanımak, insan olmanın en merak uyandıran özelliklerinden biri duygulardır. Merak uyandırma sebebi de çoğu duyguyu hissedebiliyor oluşumuz fakat yeterince iyi tanımlayamamamızdır. Örneğin üzgün veya öfkeli hissederiz ama farkına tam olarak varamadığımız bu duyguları ifade etme şeklimiz sadece biraz kırgınım demek olur. İçimizde filizlenen bu duyguların doğru bilinmemesi onları ifade edişimizde bizi yanlış yola sürüklemeye
  • Başarıya Götüren Aile
    Başarıya götüren aile sınav dönemi için hazırlanan çocuklar ve ailelerin hemen hemen hepsinin hissettiği bir his: Sınav kaygısı. Çocuklar çalıştıklarından ve yapamadıklarından, aileler ise çocuklarının çalışmadıklarından ve yapamadıklarından mustarip. Peki hangi taraf doğruyu söylüyor olabilir? Cevap aslında çok net. Şöyle ki, iki önerme de doğru değil. Genellikle çocuk tarafından ele alınan sınav kaygısı konusu, aslında
  • Psikolojik İyi Oluş
    Psikolojik iyi oluş şu an iyi değilim, psikolojim bozuldu, depresyona girdim galiba… hepimiz zaman zaman bunlar gibi düşüncelere sahip düşünürleriz. Aslında yanlış da değil bu düşünceler. Bazen sınırlarımızı zorlayan, dayanamayacağımızı hissettiğimiz olaylar yaşıyor ve bunlarla başa çıkamayacağımızı hissediyor olabiliriz. Başa çıkılamayan bu yaşantılar bizi duygusal, fiziksel, mental açıdan etkiler. Negatif duygu, düşünce, davranışların doğurduğu yeni
  • Stresle Baş Etme!
    stresle baş etme, Stres genel anlamıyla kişinin baş etme kapasitesini zorlayan, uyumunu bozan çeşitli uyaranlardır. Optimal stres düzeyi dediğimiz ise kişi için sağlıklı ve gerekli stres düzeyidir. Kişinin uyumunu bozmayan fakat gerekli fizyolojik ve psikolojik uyarımı sağlayan, baş etme kapasitesini aşmayan stres miktarıdır. İyi stres ve kötü stres ayrımı önemlidir. Organizma için gerekli bu stres

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir