Suça sürüklenen ÇOCUKLAR- MFK davası

Suça sürüklenen ÇOCUKLAR- MFK davası

HABER

Adana’nın Yüreğir ilçesinde 10 yaşındaki bir çocuk (M.F.K) , kendisini döverek küfür ettiğini öne sürdüğü komşusu Ali Genç’i pompalı tüfekle vurarak ağır yaraladı. Genç, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/10-yasindaki-cocuk-silahli-saldiri-duzenlendi-1-olu-40962989 

Bu suçun altında yatan faktörler nelerdir?

Kriminolojik açıdan suçu işleyenin yaşı ve bulunulan bölgenin ceza kanunları ceza almasında ki büyük etkenlerdir. Durkheim’ın da belirttiği gibi suç daima zaman ve mekânda belirleyici olan kültürle ilişki içerisinde araştırılır. Ayrıca suçun altında yatan nedenler ele alınırken suçlunun içinde yetiştiği çevrenin sosyokültürel ve sosyoekonomik koşullar göz önünde bulundurulur. Suç öğrenilen bir şeydir. Bu öğrenme süreci genellikle aile ve arkadaş gibi yakın çevrede gerçekleşir. Özellikle ebeveyn tutumları burada önemli rol oynar.

Örneğin; şiddete maruz kalmış çocuklar bu şiddeti başkalarının üzerinde uygulamaya daha çok eğilimlidirler. Bandura’nın teorisine göre gözlemleyerek öğrenme ve dolaylı pekiştireç yoluyla sapkın davranışın öğrenilmesi mümkündür. Kişinin sadece etkileşim içerisine girdiği insanlar tarafından değil, daha geniş kaynaklar aracılığıyla rol model belirlemesiyle de ödüllendirilebileceğine dikkat çekmiştir.

  Olayın gerçekleştiği bölgeye baktığımızda suç oranının yüksek olduğunu görüyoruz. Çocuk bu çevrede şiddete ve suça karşı duyasızlaşmış olabilir. Çocuk aile içinde şiddete maruz kalıyor ve şiddet içerikli programlara rahat ulaşıyor olabilir. Aynı zamanda akranlar arasında kabul görmek için de yapılmış olabilir. Bu konuda özellikle kendi fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Cinayet, ruhsatsız silah taşıma ve adam yaralama suçlarından 15 yaşında hüküm giymiş, 15 yıl ceza almış ve 7 yıl sonra cezaevinden çıkmış bir yakınım var onunla konuştuğumda hapishanede kendi gibi suçlardan yatan kişilerin çok büyük bir kısmının bu suçları akranlar arasında kabul görmek (abilere kendini ispat etmek) için işlediklerini ifade etti.  Çocuk etrafındaki rol modellerden etkileniyor olabilir. Bunların tümü beraber düşünüldüğünde suçlu çocuk yerine niçin ‘suça sürüklenen çocuk’ dendiğini apaçık anlıyoruz.

Suça eğilimli olmamasına rağmen dış etmenlerin sonucunda suç işlemiş olabilir. Suçlu biyolojik olarak da suça eğilimli olabilir. Biyolojik determinizme göre bu kişiler sosyal çevreden bağımsız er ya da geç suç işlerler. Fakat yapılan bir araştırmaya göre incelenen suçlu zihinlerde amigdala bölgesinde %18e, prefrontal kortekste ise %8e varan bir küçülme gözlenmiş. Bir suçlu zihni bildiğimiz öteki zihinlerden farklı çalışıyor olabilir fakat bu kişinin doğuştan suçlu olduğu anlamına değil kişinin suç işleyerek beyninde bazı farklılaşmaları gerçekleştirdiği anlamına da gelebilir.

Psikanalitik görüşe göre ego ve superego gelişimde ailenin rolü etkilidir. Superegonun çok ya da az gelişmişliği çocuğu suça itebilir. 

Eğer vakayı sosyoekonomik olarak ele alacak olursak Tepki teorisi karşımıza çıkmaktadır. Özellikle sosyal sınıf farklılıklarından doğan bu hareket kendinden yüksek sınıfta olanlara karşı bir başkaldırı niteliği taşıyor olabilir. Bu tepki, görünüşte bir red olup, aslında suçlu bu reddettiklerini içten içe arzulamaktadır. İşledikleri suçlar bir amaca yönelik değildir. Bunlar genellikle yarar gütmeyen olumsuz nitelikte ve haince işlenmiş suçlardır.

İncelediğimiz vakaya baktığımız zaman akla belki de ilk gelen soru,  10 yaşında bir çocuğun cinayet işlemesi mümkün müdür? Gottfredson ve Hirschi’nin öne sürdüğü “yaş-suç eğrisi hipotezine” göre, suç davranışı 10’lu yaşlarda başlamaktadır. Yani, gelişimsel  olarak mümkündür ve ergenlik dönemlerinde suçluluk durumu daha geniş bir hal alabilir. İkinci önemli soru ise 10  yaşında bir çocuk nasıl pompalı tüfek kullanabilir? Pompalı tüfek çocuğun babasına aittir ve babanın da ruhsatı yoktur. çocuk ev içerisinde böyle bir silahı rahatlıkla bulabilmektedir. Bu da ulaşılabilirliği arttırmıştır.

Türkiye’de uygulamalar nelerdir?

Bu vakayı ele alacak olursak suçlu 10 yaşında, yani resmi olarak “çocuk” tur.

Türk ceza hukukunda, 0-12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu yoktur. 12-15 yaş grubunda işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını “algılama” ve davranışlarını “yönlendirme” yeteneği gelişmemiş çocukların cezai sorumluluğu yoktur. Suça sürüklenen bu çocuklar hakkında koruma tedbirleri uygulanır. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz. 15-18 yaş grubunun cezai ehliyeti tam olmakla birlikte yaş küçüklüğü nedeniyle belli miktarda ceza indirimi yapılmaktadır.

Aslında çocuk yargılamasının temel amacı, fiile değil fiili gerçekleştiren çocuğa odaklanarak, onun neden suç işlediğini tespit edip, bir daha suç işlememesi için gerekli müdahale ve desteği çocuğa sunmaktır.

Verilen ceza yeterli midir?  

Viktimolojie göre, burada mağdur olan kişi de suçlu da çocuktur. Bu nedenle her iki taraftan da mağduriyetin yaşanmaması için gereken şartlar tespit edilmelidir.

Tartışma 

Mağduriyet yaşayan taraf ceza yaşının düşürülmesini savunabilir. Bu durumda toplum vicdanını rahatlatmak bir nebze mümkündür fakat bu kararın caydırıcılık bakımından ne kadar etkili olacağı tartışılır. Çünkü hukuksal açıdan ceza, islah etmek ve caydırmak için verilir. 10 yaşında bir çocuğu düşündüğümüzde hapis cezasıyla islahının pek mümkün olmadığı görülmektedir. Çocuğun tüm şemalarının şekillendiği, gelişimsel olarak soyut işlemler evresine geçtiği bu çok önemli yılları hapishanede geçirmek çocuğu islah etmekten çok azılı bir suçluya çevirebilir

Hapis cezası çözüm müdür? Hapishane sonrasında suçla ilişkileri nasıl olur?

Hapis cezası uygulandığı durumlarda çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimleri olumsuz olarak etkileniyor. Özellikle ağır ceza suçlularının bir arada olması bu olumsuz etkiyi tetikleyebilir. Hatta bir grup ağır suçlar işleyen çocukların aynı ortamı paylaşması zamanla işlenen suçun normalleşmesine sebep olabilir. Ayrıca, Hapishanede pek çok hakkından mahrum kalan, yıllarca kapatılmanın etkilerini yaşayan, toplumdan soyutlanan, damgalanan, yalnızlaşan, eğitimi ve mesleği olmayan gençlerin toplumla yeniden bütünleşmeleri mümkün olamıyor.

Açık cezaevlerinde çocuklar lise ve üniversite eğitimlerini tamamlayabiliyor fakat bulundukları eğitim ortamında da eleştiriliyor ve ötekileştiriliyorlar. Kapalı kalınan sürenin çocukta yarattığı zararın, tahliye sonrasında giderilmesi de mümkün olamıyor. Tahliye sonrasında buldukları işler, karşılarına çıkan fırsatlar yasa dışı oluyor ve toplum tarafından ötekileştirilen çocuk iş de bulamadığı için tekrar yasa dışı işlere karışıp suç işleyebiliyor.

Yazının başlarında bahsettiğim 15  yaşında hüküm giymiş ve 22 yaşında tahliye olmuş dostumla bu yazı için tekrar konuştum ve cezaevinden sonra arkadaşlarına neler olduğunu sordum. Cezaevinden çıkalı 8 yıl olduğu için her biriyle iletişimi olmadığını ama 7 tanesiyle hala görüştüğünü söyledi. Bu yedi kişinin içinden yalnızca biri küçük bir dükkan açıp mütevazi bir hayat sürmüş, kalan 6 kişinin ve kendinin hala tutunamadığını, arkadaşlarının bir kısmının uyuşturucu ve kendisinin de alkol bağımlısı olduğunu söyledi.

Kendi sözleriyle: ‘Bir kere hata yaparsın ve artık bir adın değil bir hatan vardır. Artık Ahmet, Mehmet değilsindir ‘katil’ ya da ‘hırsız’sındır’

Ebrar Sabak

KAYNAKÇA

Fırat S., İltaş Y., Gülmen M.K. . (2016) Adana’da Suça Sürüklenen Çocukların Sosyodemografik Özellikleri ,Adli Tıp Bülteni, 21(2): 86-92

Avcı, M. (2018). TUTUKLU ÇOCUKLAR ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA: ÇOCUKLARIN SUÇA YÖNELMESİNDE ETKİLİ OLAN TOPLUMSAL NEDENLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Attar, H. (1993). Eğitim ve Çocuk Suçluluğu, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları: 76, İzmir.

Pedogoji Derneği. (tarih yok). https://pedagojidernegi.com/turk-ceza-kanununda-cocuk/ adresinden alınd

Ayrıca Göz At

One thought on “Suça sürüklenen ÇOCUKLAR- MFK davası

  • Nisan 26, 2020 tarihinde, saat 12:53 am
    Permalink

    Sizin okuduğum 3. yazınız ve her okuduğumda kitap mı yazsanız bize siz mi anlatsanız diye düşünüyorum. Bu denli başarılı yazılar görmeyeli uzun zaman olmuş. Çok teşekkürler bize bunu sunduğunuz için.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir