Tore Tanzt

tore-tanzt

 “Tore Tanzt” ya da “Her Şey Düzelecek” yönetmenliğini ve senaristliğini Kartin Gebbe’in üstlendiği, psikolojik gerilim-dram konulu, gerçek hayattan kesitler içeren 2013 yapımı bir Alman filmi. Film seyircide Haneke etkisi yaratıyor. Tore Tanzt, Haneke’nin kendi filmleri için söylediği “kimsenin kolayca ve içi rahat bir sekilde seyredemeyeceği filmler”den biri.

Film Hamburg’da geçiyor. Ana karakteri Tore “Jesus Freaks (İsa çılgınları)” adında Hristiyan Evanjelist punk-rock bir grubun içinde; inançlı, epilepsi hastası saf bir gençtir. Genç adam hasta olduğunu kabul etmez epilepsiyi bir hastalık olarak değil de Tanrısal bir hediye olarak görür. Epilepsi atakları, kendini kaybediş hepsi Kutsal Ruh’un işleridir. Kutsal Ruh kendini gösteriyordur. Zaten, hikâye, grubun bir gece toplantısında Tore’un dans ederken epilepsi krizine girip kendini kaybetmesiyle başlıyor. Benno adlı orta yaşlı karakter barda Tore’u görüp arabasına alır ve evine götür. Bir gecelik misafirlikten sonra Benno ve ailesi ile onların arabaları ile sorun yaşadıklarında tekrar karşılaşır. Tore, dua ederek arabayı çalıştırır ve Benno ile karşılaşmalarının basit bir tesadüf olmadığını ilahi bir mesaj olduğunu düşünür. Tore yaşadığı eve geri döndüğünde yakın arkadaşlarını yakınlaşmış bir şekilde görür ve inançlarına ters düştüğü için eşyalarını toplayıp karşılaşmalarının tesadüf olmadığını düşündüğü Benno’nun evine gider.

BU FİLMİ İZLEYENLERİN EN ÇOK İZLEDİĞİ DİĞER FİLM “Guguk Kuşu”

Benno, dinin aptallık olduğunu düşünen, inancı küçümseyen biridir. İlk zamanlar aile ile dostane diyebileceğimiz bir ilişkisi vardır. Film boyunca zaman zaman ailenin Tore’nin saflığından yararlandığına şahit oluruz. Benno, üvey kızı Sanny’nin Tore ile ilgilendiğini fark ettiğinde evdeki atmosfer Tore aleyhine değişir; temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun bırakılmaya başlar zamanla psikolojik, fiziksel şiddet görür ve şiddetin dozu artarak devam eder. Tore ise Benno’nun üvey kızı Sanny’e olan tacizlerine karşı onu korumak için o evde olduğuna inanır. Bu düşünce Tore’un Evenjelistlerin ‘herkesin dünyada bir misyonu olduğu’ inancı ile sıkı sıkıya örtüşür. Benno’nun evde yarattığı terör genç Tore’den başka, evin kedisine kadar yönelir. Zaman zaman, Benno’un eşi Astrid’de Tore’ye işkence etmeye başlar. En sonunda Tore, Benno tarafından geneleve satılır. 

Film boyunca Tore’nin şiddete karşı tepkisizliği seyircide şok etkisi yaratır. İnanışa göre, İsa’nın dağda müritlerine verdiği vaazında “kötüye karşı direnmemek” gerektiğini belirterek öteki yanağını çevirmek felsefesini savunmuştur. İsa, takipçilerine “Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin” öğütlerinde bulunmuştur. Ayrıca, yumuşak huylu, merhametli, yüreği temiz, doğruluk uğruna zulüm görenlerin teselli edileceğini salık vermiştir. Bütün bunlar Tore’nin saldırı ve haksızlıklara karşı seyirciyi rahatsız eden pasif duruşu acı çekerek ilahi olanla bağlantı kurma olasılığı ile açıklayabilir. Sanny’e başka türlü yardım edebilecekken ve kaçıp kurtulma fırsatları varken bunu tercih etmemesi İsa’nın dağdaki vaazı ile yüklendiği bir misyona inanmasındandır. Aslında Tore’un geçmişi, nasıl bir çocukluk geçirdiğine dair bilgiye sahip değiliz. Tore, sarışın, renkli gözlü batıda algılandığı şekliyle adeta modern bir İsa formunda saf, aşırı iyi niyetli biri olarak karşımıza çıkar.  Bildiğimiz şeyler; bir evi olmadığı ve evanjelist bir grupla birlikte hareket ettiği ve yeni bir hayat aradığı. Bu nedenle “neden olayların bu şekilde seyrettiği” ile ilgili söylenebilecek şeyler oldukça sınırlıdır. İnsan, erken gençlik döneminde kim olduğuna dair sorular ararken din bu soruların cevabını keşfetmek için uygun bir ortamdır. Din sosyalleşme yollardan biridir: dini gruplar gençlere problemlerini çözmek ve kaçmak için yeni bir bakış açısı sunar, bireyin yeri arkadaşlıklar kurmasını sağlar ve onun bir gruba ait olduğunu hissettirir, problemlerine ruhsal ve dini çözümler üretir. Bu noktada Tore’nin Jesus Freaks’a dahil olması açıklanabilir bir durumdur. Tore’nin film boyunca çileci bireyler gibi haz duymayı reddettiğine şahit oluyoruz. Bazı gençler, haz veren duyguların gelişimini engellemek için çileci olurlar. Duygularının artan yoğunluğunu kontrol edebilmek için uyku, yiyecek ve normal huzuru reddederler. Bu savunma mekanizması süresince mantık ve nesnel gerçeklik bozulur. Hayat biz hiçbir şey yapmasak da yeterince zordur. Buna rağmen bazı insanlar bile isteye hayatlarını daha da zorlaştırır. “Kendine zulmeden kişilik” tabiri Tore için uygun olacaktır. Tore, hayatın tüm yükünü çekmeye gönüllü olarak yelken açar, her türlü engeli, hayal kırıklığını, kederi kendine çeker. Bu tip insanların duyarsız ve hatta sadist kişileri tahrik ettikleri düşünülebilir. Günlük hayatta sadist davranışlar ile sıklıkla karşılaşırken sadist kişilikler ile nadiren karşılaşırız. Benno’nun, Tore’ye ilk başlardaki misafirperverliği, barınma ve beslenme ihtiyacını karşılamadaki istekliliğine şaşırmamak gerektiğini kısa süre sonra anlıyoruz. Benno’nun eşi Astrid ise önce kızına ve evlerindeki bir yabancıya yönelen taciz, istismar ve şiddete seyirci iken sonrasında kızına yönelik üvey babasının istismarına göz yumduğunu anlıyoruz. Ayrıca, Tore’a yönelik kocasının şiddetine onunda zaman zaman eşlik ettiğini ve bundan zevk aldığını görüyoruz. Astrid her şeyin farkındadır ve istediğinde Benno’ya şiddet seanslarında katılmaktadır. Ve her bakımdan en az Benno kadar suçlu ve hastadır. 

BU FİLMİ İZLEYENLERİN EN ÇOK İZLEDİĞİ DİĞER FİLM “Cennetin Doğusu”

Tore, korktuğu için değil inandığı için tepkisizdir. Benno’yu bu hayattaki sınavı olarak görür. Tore kendini kurban pozisyonuna sokan, ya da acı çekmekten zevk alan bir mazoşist olduğunu söyleyemeyiz. Tore inançlarında o kadar samimidir ki, Sanny’i ve seyirciyi de inandırmayı başarır. Seyirci, bir şekilde her şeyin düzeleceğine inanmaya başlar. Bir an bir şey olacak ya da biri çıkıp Tore kurtaracağını sanırsınız. Aslında zaman zaman Tore’u yaşadığı şiddetten çıkarıp kurtaracak fırsatlar olmadı değil. Ama galiba hepimiz Tore gibi bizzat İsa’nın gelip olaya el koymasını bekledik. Belki de bir sorun varsa asıl sorun buydu; Tore’un Musa’nın kanunlarının geçerli olduğu bir düzende, İsa’nın kanunları ile yaşamaya çalışmasıydı. Peki ama Tore’nun sürekli sol yanağını döndüğü İsa’nın kanunları göze göz; dişe diş diyen Musa’nın kanunlarının geçerli olduğu bir düzende sorunların çözümü için bir yöntem olabilir mi?.. Film boyunca seyirci buna inanmak ister ama pek karşılık bulamaz. 

Film boyunca su önemli bir temadır. Suyun Hristiyan ritlerinde yaygın olarak kullanılan arınma yeniden doğma ritüeli olduğu düşünüldüğünde Hristiyanlıktaki önemli bir sakrament olan “vaftiz” ritüeline bir göndermedir. Film, sürekli eski ve yeni ahite gönderme yapar. Tore, Sanny’e eski ahitten Davut’un kitabından 23. Ayeti okur: “Rab çobanımdır, eksiğim olmaz. Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür. İçimi tazeler, Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder. Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin. Çomağın, değneğin güven verir bana. Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor. Ömrüm boyunca yalnız iyilik ve sevgi izleyecek beni, Hep Rab’ın evinde oturacağım. “Tore’nin, Kafka’nın dediği gibi kendisinden başka, hiçbir eksiği yoktur. Ve filmin sonunda 23. Ayetin vadettiği karanlık ölüm vadisinden, kötülüklerden geçerek sakin suların kıyısına gelip, yemyeşil çayırlara uzanır.

Telegram Grubumuz: https://t.me/etkinpsikoloji

İnstagram: https://www.instagram.com/etkin.psiko…

Pinterest https://tr.pinterest.com/etkinpsikolo…

Twitter : https://twitter.com/etkinpsikoloji

İREM TURAÇ’ın Diğer Yazıları

  • Tore Tanzt
     “Tore Tanzt” ya da “Her Şey Düzelecek” yönetmenliğini ve senaristliğini Kartin Gebbe’in üstlendiği, psikolojik gerilim-dram konulu, gerçek hayattan kesitler içeren 2013 yapımı bir Alman filmi. Film seyircide Haneke etkisi yaratıyor. Tore Tanzt, Haneke’nin kendi filmleri için söylediği “kimsenin kolayca ve içi rahat bir sekilde seyredemeyeceği filmler”den biri. Film Hamburg’da geçiyor. Ana karakteri Tore “Jesus Freaks
  • PSİKOSOYBİLİM
    PSİKOSOYBİLİM “Psikosoybilim, bir teknik ve bir bilim; ruhsal mirasımızı anlamamızı, onu en iyi şekilde kullanmamızı ve eğer gerekirse, dönüştürmemizi sağlayan bir yöntemdir. Klinik psikolojiden yola çıkılarak oluşturulan bu bilim, önemli yaşamsal olaylar ve bağlantılarla zenginleştirilmiş şecere bilgisine dayanır.” Kitabımız psikoterapist Anne Ancelin Schützenberger tarafından kaleme alınmış. Travmaların kuşaklar aşırı ve kuşaklararası bilinçaltı aktarımı, bilinçaltı aile

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir