Üstün Dökmen – Ladesçi

Üstün Dökmen - Ladesçi

YAŞAMIN KERTERİZ HARİTASI, MÜMKÜN MÜDÜR?

Kitabın kapağına baktığımda yazar, yaşamın kerteriz haritası derken ne demek istiyor diye düşünmüştüm. Meğer yazar balıkçılar için hazırlanan deniz haritalarının benzerini hayat için hazırlamış. Daha önce 3 kez sahneden dinlediğimde de hayatıma ışık tutacak pencereler açmıştı. Ancak bu kitabın hayatıma bu kadar dokunabileceğini düşünmezdim. Şimdi düşünüyorum da ben de çocukken lades oynamayı çok severdim. Kitabın ismini listede okuyunca başka isimlere bakmadan seçmem belki de bu yüzden. Kısaca özetlemek istiyorum. Roman kahramanı Cemil de lades oynamayı çok seven bir çocuktur. İlk olarak babasıyla bir akşam yemeğinde oynamıştır. O günden sonra Cemil sürekli olarak bu oyunu oynamaya başlar ve ismi Ladesçi Cemil’e çıkar. Zaman içerisinde etrafındaki insanlarla onlar farkında olmadan bu oyunu oynamaya başlamıştır. Kitabın ilerleyen sayfalarında Cemil’in ortaokul, lise ve üniversite yılları konu edilmiştir. Lise döneminde adı Aybahar olan bir kıza aşık olmuştur ve bu aşk uzun yıllar devam etmiştir. Cemil İşletme Fakültesini bitirmiş, abisi ise Hukuk Fakültesinden mezun olarak İstanbul’a yerleşmiştir. Cemil ise arkadaşı Ayvaz ile askere gittiği dönemde lades oyununu daha sık oynamaya başlamış, askerlikten sonra ise ikisi birlikte İstanbul’a yerleşmeye karar vermişlerdir. İlerleyen sayfalar da Ayvaz ve Cemil’in İstanbul da geçen günleri konu edilmektedir. Başlarına gelen olaylar şaşırtıcı olduğu gibi üzerinde düşündüren olaylardan oluşmaktadır.

Okudukça daha net anlaşılıyor ki roman, ladesçi dürüstlük üzerinedir. Bugünlerde en çok ihtiyacımız olan şeylerin başında dürüstlük geliyor. Toplumda herkesin, herkesle ve kendisiyle lades oynadığı, birbirini kandırmaya çalıştığı görülüyor. Yazar, birden ünlü ve zengin olma, köşeyi dönme sevdasının yanında dürüstlük kavramının altında ezilmeyi çok güzel ifade etmiş. Kandırmak ile kanmamak, kandırma çabası ile kanmama mücadelesindeki ladesçi Cemil’in hayatı üzerinden ama esasında tarihten, felsefeden beslenerek ilerliyor. Bu kitabın en sevdiğim yönüydü, çünkü böyle sadece bir kişisel gelişim kitabı olmaktan çıkıp gerçekten başka bir bakış açısı kazandırabiliyor. Öyle ki karakter isimleri bile özenle yerleştirilmiş. Mesela; Barbaros Özgüç’ün asıl adının Mahmut olması tesadüf mü, değil! Sultan Mahmut ile Köle Ayvaz’ın hikâyesiyle birleştirince, kitaptaki Ayvaz ile Mahmut yani Barbaros’un tavırları, iletişimi akılda daha netleşiyor. Bu da okurken doyuma ulaştırdı beni.
Cemil ilkokul beşinci sınıfta, sınıflarından bir kıza aşık oldu. Tabii bunu kimseye söylemedi. Kızın adı Gülşen’di. Çevresindeki hemen herkesle en azından içinden lades oynadığı halde, Gülşen’le hiç lades tutuşmadı. “İnsan sevdiği kişiyi kandırmamalı” diye düşünüyordu.

Daha sonraki yıllarda Cemil Gülşen’i unuttu. Ancak büyüdüğünde bu olaydan çıkardığı dersleri unutmadı. Bir, birini sevdiğini unutmak istemiyorsan, onunla etkileşiminden bir kar elde etmeyi unutmalısın. İki, sevdiklerimizi aklımızda tutmak, bazen ladesli olduğumuzu aklımızda tutmaktan daha zordur. Ve üç, sevdiklerimizi kandırmak, onlara karşı dürüst olmaktan her zaman daha kolaydır. Ne yazık ki.
Belki de şöyle bir slogan olmalı yeryüzünde: “Sevince ladessiz sevmeli”.
Kazan kaza yok kaybedecek birimiz kaçarı yok, diye özetliyor Anıl Acar bugünün dünyasını. Üstün Hoca ise bunun farkında dürüstlükle ilgili çok iyi bir ders vermiş oldu. Başta dediğim gibi yazar gerçekten hayat için bir kerteriz haritası hazırlamış. Tehlikeli kayalıkları, sığlıklarla derinlikleri, bereketli balık sürülerinin yerini işaretliyor üzerine. Kitabı bitirdiğinizde elinizde hayatın barındırdığı olanaklar, tehlike ve sık düşülen tuzaklara ilişkin değerli bir “harita” kalmış olduğunu görüyorsunuz.

Ayrıca Göz At

https://etkinpsikoloji.com/kitap-onerisi/avcunuzdaki-kelebek/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir